You are currently browsing the archives for May, 2007.
 |
Microsoft yeni projesinin duyurusunu yapmış, Milan. Bu projenin arkasındaki ürünün adı surface computer. Bu, dokunmatik ekranı olan, kahve masası büyüklüğünde bir bilgisayar. Klavye ve mouse yok, sadece parmaklarınızla kontrol ediyorsunuz. |
Çok noktadan dokunarak kontrol edebilmek mümkün, örnek olarak iki parmağınızı kullanarak bir fotografı büyütüp küçültebiliyor ya da döndürebiliyorsunuz.
Masa bilgisayarın üzerine koyduğunuz bir fotograf makinası veya cep telefonundaki bilgileri, resimleri bilgisayara aktardığınız gibi bilgisayardan cep telefonuna bilgi aktarmak ya da masa bilgisayar üzerindeki birden fazla cihaz arasında bilgileri paylaştırmak çok kolay. Okuduğum kadarı ile Google ile de işbirliği yapıp haritaları bu platforma taşıyacaklarmış. Yeni bir çağ mı açılıyor? Müthiş bir çalışma.
Sene sonunda piyasaya çıkacakmış ve fiyatının 10,000US$ olacağı söyleniyor. Bununla birlikte birkaç sene içinde 1,000US$ seviyesine inmesi bekleniyormuş. O seviye indiği zaman evlerde de görmeye başlayacağız. Devrim niteliğinde, dünyayı değiştireceği söyleniyor. Şu birkaç yıl içerisinde farklı konuları konuşuyor olacağız.
Ayrıntılı bilgilere ve diğer video görüntülere,
http://www.microsoft.com/surface/ adresinden ulaşabilirsiniz…

 |
Project Management Institute (PMI) profesyonel dergisi PM Network , tüm dünyada göze çarpan proje yönetimi organizasyonları arayışı içerisindeymiş… Dergi, yenilikçi (innovative) proje yönetimi uygulamaları geliştiren ve uygulayan organizasyonları bulmak istiyor. Ekim 2007 sayısında, tüm dünyadan, farklılaşan organizasyonların anlatıldığı özel bir bölüm yer alacak. Her büyüklükte kurum (kamu kurumları, özel sektör firmaları, dernekler, sivil toplum kuruluşları) bu sayıda yer almak üzere başvurabiliyor.
|
Değerlendirmeye alacakları organizasyonların;
- bir proje yönetimi kariyer yolu geliştirmiş
- en iyi uygulamalara öncülük etmiş veya proje yönetim ilkelerinde, yöntemlerinde inovasyon göstermiş
- yöneticiler seviyesinde proje yönetimini kabul etmiş, benimsemiş
- proje yönetimi uygulamalarında sürekli gelişimi benimsemiş
olmalarını bekliyorlar…
Başvuru sahipleri isim ve lokasyonu belirten özet bir açıklama ve neden proje yönetiminde farklılık yaratan, göze çarpan bir organizasyon olduğunu belirterek, PM Network özel projeler editörü Michelle Bowles’a mbowles@imaginepub.com mesaj gönderebilir ya da www.PMIentry.com adresinden başvuruda bulunabilirler.
Adaylık için son tarih 15 Haziran 2007. Proje Yönetimi dünyasında önemli bir dergi, bu konu ne kadar duyuldu bilmiyorum ama Türkiye’den de başvurular olsa ne kadar güzel olur…
 |
Proje Yönetimi konusunda takip etmekte olduğum ALLPM Project Management ayın konusu olarak bu başlığı seçmiş. İnşaat proje yöneticisi, projenin başında bir mimar ile çalışmaya başlıyor örneği ile soruyor, iş bağlantılı projelerde proje yöneticisi iş analisti ile sık çalışır mı? Proje Yöneticisi ile İş Analisti’nin yollarının kesiştiğini söyleyebiliriz ama hangi süreçlerde? |
Project Management Institute (PMI), Project Management Body of Knowledge (PMBOK) ve Project Management Professional (PMP) sertifikasının başarısını takiben iş analistleri de şimdi kendi uluslararası organizasyonlarının varlığını International Institute of Business Analysis (IIBA), Business Analyst Body of Knowledge (BABOK) ve yeni oluşturdukları sertifikaları Certified Business Analyst Professional certification (CBAP) duyurmuşlar.
İş analisti ile proje yöneticisinin yolları nerelerde kesişir?
Birkaç hafta önce kişisel adresime kardeşimden bir e-posta geldi. National Geographic’den alıntı olduğu belirtilen, birkaç yeri dolaşmış, yönlendirilmiş bir mesaj. Yazı bu yolculuğunda ne kadar şekil değiştirdi bilmiyorum Okuyunca çok etkilendim blog’umu takip edenler ile de paylaşmak istiyorum. Kartal kuş türleri içerisinde en uzun yaşayan canlıymış. 70 yıla kadar yaşayanları varmış. Gerçekten uzun süre. Fakat kartal 40 yaşına geldiğinde pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelirmiş.
Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır, kanatlar yaşlanır ve ağırlaşır, tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır, artık uçması da iyice zorlaşırmış. Bu noktada kartal bir seçim yapmak zorunda kalıyormuş. Ya ölümü seçecek, ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecek! Eğer yeniden doğuşu seçerse 150 gün süren çok acılı bir sürecin içine girmek durumunda kalıyormuş. Bu yönde karar verirse: kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalırmış. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşamı başlatan meşhur yeniden doğuşunu yapmaya hazır duruma geliyormuş.
İnanılmaz değil mi?
 |
Dünya mutfaklarında önemli bir yeri olan çin yemekleri konu olunca, çevremdeki insanlarda gördüğüm şey ya çok seviyorlardır ya da kesinlikle uzak duruyorlardır. İki uç nokta… Neden böyle olduğunun üzerinde hiç düşünmedim. Ben “çok seven” gruptayım. İlk olarak 10 sene önce çin yemeğini tatmıştım. Tadış o tadış, sonrasında tutabilene aşk olsun… |
Eskiden çin yemeği yapan büyük lokantalar vardı. Daha sonra alışveriş merkezlerine daha küçük, yemeklerini açık büfe olarak sunan ekonomik yerler açıldı. Durum böyle olunca daha sık gider oldum. Haftada bir gün çin yemeği yemezsem eksiklik hissediyorum. Aroması, lezzeti muhteşem, bayılıyorum… Tabii ki Türkiye’de yediğim Çin yemeklerinden bahsediyorum. Çin’e gitmedim, orada nasıldır bilmiyorum? Bugün öğlen tekrar yedim, yediğim yerden yediklerimin bazılarının orijinal isimlerini de aldım. Bunların mutlaka tadına bakıyorum. Okunduğu/söylendiği gibi yazıyorum…
suanlatan: evet “suan” ekşi, “la” acı ve “tan” da çorba demekmiş (acılı ekşili çorba)
kumbauniulu: “kumbau” acı, “niulu” dana demekmiş (acılı dana eti)
tancug(c)i: (soyalı ekşili tatlı tavuk)
şapin: (karides cips)
çavvızı: (çin mantısı)
bir de sevdiğim yumurtalı-bezelyeli-havuçlu pilav ve susamlı tavuk parçaları var ama onların adını henüz öğrenemedim…
 |
PRO-G olarak, yazılım güvenliğinin bilişim güvenliği konusunun en önemli alanı olduğunu düşünüyoruz. |
Yazılım Güvenliği konusunda pazar lideri olan Fortify, PRO-G ile birlikte Haziran ortasından itibaren Türkiye’de… Microsoft, Oracle, CA, Symantec gibi dev firmaların yazılım geliştirme süreçlerinde Fortify ürünleri kullanılıyor.
Fortify firmasının üç adet ürünü bulunuyor.
- kaynak kodu inceleme aracı olan Fortify SCA (source code analysis),
- web uygulama güvenlik duvarı olan Fortify Defender,
- uygulama test aracı olan Fortify Tracer
Fortify SCA (source code analysis) yazılımları kaynak kodu seviyesinde inceliyor, güvenlik hatalarını bulup raporluyor. .Net, Java, C, PL/SQL gibi çok sayıda farklı platformu ya da dili anlıyor ve bunların bir karışımı olan yazılımlarda bile kullanılabiliyor. Teknik arkadaşlarımın vurguladığına göre daha önce haftalarca süren, 200K+ satır kaynak kod incelemelerinin bu araçla çok kısa sürede – saatler içerisinde tamamlanabildiğini söylüyorlar. Özellikle finans ve telekom sektöründe önemli bir ihtiyacı karşılayacağını, boşluğu dolduracağını düşünüyoruz.
Fortify Defender ise sadece Java ve .Net uygulamaları destekleyen bir web uygulama güvenlik duvarı (web application firewall). Farklılığı şu noktada ortaya çıkıyor, uygulamanızı derledikten sonra defender’ı uygulamanın içerisine gömebiliyorsunuz. Güvenlik duvarı yönetimini dışarından bir web ara yüzü ile yapabiliyorsunuz. Bu ürünün de oldukça önemli bir ihtiyacı karşılayacağını düşünüyoruz.
Fortify Tracer ise penetrasyon testlerinde kullanılan araçların, yaptıkları testler sonucunda uygulamanın hangi noktalarına dokunup dokunmadığını belirleyebilen destekleyici nitelikte bir ürün.
13 Haziran’da İstanbul’da, 15 Haziran’da da Ankara’da bu ürünlerle ilgileneceğini düşündüğümüz kuruluşlara Fortify firmasından gelecek uzmanlarla birlikte ürünleri ve teknolojiyi tanıtacağız.
 |
Gizli Tehlike – Rootkit yazımda AVG antivirus ürününü geliştiren Grisoft firmasının geliştirdiği ücretsiz anti-rootkit’den bahsetmiştim. O yazıyı yazdığım zaman, yeni çıkmış bir ürün olduğu için paylaşmak istemiştim. Bununla birlikte, bu konuda başka araçlar da var onları da paylaşmak istiyorum. |
Bilgisayarınıza indirip kullanmak isterseniz…
 |
Güvenlik yönetimi dikkatle ele alınması gereken önemli bir konu. John McCormick kendi gözlemleri ile insanların en çok yaptığı 10 güvenlik hatasını listelemiş…
1) Insanlara güvenmek (en büyük tehlike olarak görüyor!)
2)İşletim sisteminin, sunucunun, web uygulamasının, wireless network’un güvenli olduğunu düşünmek
3) Felaket Kurtarma planının çalışır olduğunu düşünmek |
4) Spesifik varlıkların korunmasının yanlış önceliklendirilmesi
5) Üst yönetimi güvenlik konusunda ikna etme konusunda başarısız olmak
6) Güvensiz wireless access point’lerin başkaları tarafından kullanılması
7) Şifreleri uygun biçimde yönetmemek
8 ) Arayanlara kimlik doğrulaması yapmayan yardım masası oluşturmak (toplum mühendisliği hala önemli bir tehdit)
9) Güvenlikteki belirsizliği yanlış anlamak
10) Güvenliğinize ilişkin her şeyi yazmak ve bu dokümanları uygun bir şekilde koruyamamak
Paylaşmak istedim, yazının ayrıntılarına buradan ulaşabilirsiniz.
 |
Symantec tarafından haber olarak duyurulan yeni bir Truva Atı, Kardphisher. 26 Nisan 2007′de farkına varılmış. Truva atlarının, alışıla gelmiş, teknik olarak yaptıklarının dışında davranıyor. Kredi kartı bilgisini çalmaya odaklanmış bir phishing programı. Windows 2000, Windows 95, Windows 98, Windows Me, Windows NT, Windows Server 2003, Windows XP işletim sistemlerinde çalışabiliyor. |
Program çalıştıktan sonra bilgisayarınızı kapatıp açınca Windows’u aktifleştirmeniz için bir ekran geliyor ve kredi kartı bilgisini almak için bilgi ekranını doldurmanızı istiyor. Kartınızdan para çekilmeyeceğini gösteren bir mesaj da var. Kredi kartı bilgisini girmezseniz bilgisayarı kapatıyor. Ayrıca kendisini bulup kapatmayasınız diye görev yöneticisini (task manager) de etkisiz hale getiriyor. Bakalım daha neler göreceğiz… Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Proje yöneticileri küçük projeler ile büyük projeler arasındaki karakteristik farkları ve nasıl yönetmeleri gerektiğini bilirler. Küçük projeler daha düşük bütçeli, çok daha kısa sürede tamamlanan, çok daha az kişinin çalışacağı, kaynakların yine çok kısıtlı olduğu, daha az ya da etkisi düşük riskleri barındıran, teslimatları (deliverable) çok daha net tanımlanmış projelerdir.
Bununla beraber küçük projeleri yönetmek büyük projeleri yönetmekten daha kolaydır demek de her zaman doğru olmayabiliyor. Küçük projeler de paydaş (stakeholder) olarak birçok departmanı, tedarikçiyi, müşteriyi içerisine alan çok karmaşık projeler olabiliyor. Küçük de olsa bu projelerin başarılı olması için bilinen proje yönetimi adımlarını, tekniklerini ve yöntemlerini kullanmakta fayda var…
Küçük proje, nasıl olsa hallederiz diyerek geçmemek lazım
)