Algın Erozan Günlüğü

You are currently browsing the archives for July, 2009.

Koçluk eğitimi

Geçen sene şirketimizde,Avea, çalışan yöneticiler için “Yönetici Koçluğu” alma imkanı verildi. Ben de bu imkandan faydalandım. İlk seansa biraz tedirgin gittim. Fakat koç’um ile uyum sağladık, benim için oldukça keyifli ve verimli 12 saatlik süreci tamamladık. Bu süreç kendi değerlerimin, kişisel özelliklerimin farkında olmamı sağladı ve işime yansıtarak hedefime ulaştım. Bir koç, danışanına mentor gibi yol göstermiyor. Danışanın kendi özelliklerinin farkına vararak kendisinin hedefe ulaşması için yardımcı oluyor. Koçluk alan kişinin (danışan) kendine ayna tutmasını sağlıyor. Süreç sonunda bir insanın nasıl bir doktoru, diş hekimi oluyorsa koç’u da olmalıdır düşüncesini benimsedim. Gerçekten çok faydasını gördüm.

Bizler bu koçluk sürecini tamamlayınca hem koçumuz hakkında hem de kendi gelişimimiz hakkında rapor hazırladık. Aynı şekilde koçumuz da bizim için rapor hazırladı. Şirketimiz yöneticilere aldırdığı bu koçluk sürecinin sonunda şirket içinde “iç koçluk” programı başlatmaya karar verdi. Böylece şirket içerisindeki diğer çalışanların da koçluk hizmetinden faydalanması imkanı doğdu. Ben de iç koçluk programının içerisinde yer almak istediğimi, iç koç olarak görev alabileceğimi belirttim. İsteğimi besleyen şey, eğitmen kimliğim. Zaten şirket içerisinde eğitim veriyorum. İnsanlara bir katkıda bulunduğumu, onların benden bir şeyler aldığını gördüğüm zaman kendimi çok iyi hissediyorum. İnsan Kaynakları bölümü, benim gibi istekli arkadaşlar içinden 12 kişiyi, bazı kriterler çerçevesinde iç koç olarak belirledi. Danışanlarımız da belirlendi.

Bu hafta koçluk eğitimlerine başladık. Eğitim çok keyifli geçiyor, hem teknikleri öğreniyoruz hem de denemeler yapıyoruz. Bizler daha önce koçluk aldığımız için eğitimden faydalanıyoruz. Yarın eğitimimizin son günü. Ağustos ayı başından itibaren 6 ay süre ile bu danışanlarımıza koçluk yapacağız. Bu pilot bir uygulama olacak. Bu sürecin sonunda, eğer süreç başarı ile tamamlanırsa, iç koç sayısını arttıracaklar ve şirket içinde yaygınlaşmasını sağlayacaklar. Ben teknik bir insanım, 20 yıldır çalışıyorum. İnsan psikolojisi ile pek ilgilenmedim. İnsanları yönetici olarak yönlendiriyorum, süre baskısı olunca şunu yap, bunu yap gibi daha baskıcı olabiliyorum. Karşımdaki insanın bir sıkıntısı varsa hemen çözüm öneriyorum. Ama koç’un kesinlikle böyle davranmaması gerekiyor. Çözüm önermek yok, danışanın kendi çözümlerini kendisinin bulmasına yardımcı olmak gerekiyor. Benim deneyimime sahip bir insan için gerçekten çok zor bir durum. Eğitimi veren hocamızla da bu konuyu konuştuk. O da ilk başlarda çuvallayabileceğimizi, kendisinin de bunu yaşadığını ve bunun normal bir durum olduğunu vurguladı. Biraz içimiz rahatladı ama yine de tedirginlik var. Süreç başlayacak, danışanlarımız bizi değerlendirecek ve biz de kendimizi göreceğiz.

Bakalım, kafa olarak kendimi hazırlıyorum. Çok istekliyim, kendimi bu konuda geliştirmem gerekiyor, bunu biliyorum. Okumam gereken birçok doküman var ve öğrendiklerimi uygulayarak kendimi geliştireceğim. Bu süreci başarıyla tamamlamak için elimden geleni yapacağım. Belli olmaz, bu konuya kendimi kaptırırsam, belki bir gün hayatıma bir koç olarak devam ederim ;-)

Eğitimimizin ikinci gününde eğitmenimiz orkestra şefi Benjamin Zander’in TED’de yaptığı sunumu bizlerle paylaştı. Zander’in müzik ve tutku üzerine yaptığı sunumu alt yazı seçeneğini kullanarak izleyebilirsiniz. Oldukça etkileyici ve eğitici bir sunum…

Share/Save/Bookmark

3 comments

3G’ye çok az kaldı…

30 Temmuz 2009 tarihi itibarı ile Türkiye’de 3G (3.kuşak) mobil telefon hizmeti başlıyor. Bütün GSM operatörleri gecesini gündüzüne katarak çalışıyor. 3G’nin bize sunduğu imkanlara bakınca en önemlisi hızlı internet olacak. Görüntülü konuşma da katma değerli yeni bir servis ama açıkçası ne kadar tutacak bilmiyorum. Yurtdışındaki operatörlere bakıldığında, insanlar bir veya iki defa görüntülü servisi kullanmış, sonra bırakmışlar. Açıkçası ben de kendi kendime düşünüyorum, kaç defa kullanırım, ne kadar ihtiyaç duyarım? Yakınlarımla birkaç defa görüşürüm, sonra devam etmem herhalde. Ama burası Türkiye, belli olmaz bu servis çok da tutabilir. Durum böyle olursa operatörler için yeni bir para kazanma kapısı açılacak.Türk insanı yeni servisleri kullanmayı seviyor. MSN, facebook kullanıcı sayılarına bakıldığında Türkiye, dünyada üst sıralarda. Çok meraklıyız. Artık hayatımızı maalesef masa başında geçiriyoruz.

Internet tarafına gelince, gerçekten şu anda Türkiye’de alabildiğimiz ADSL bağlantı hızından çok daha hızlı internet’e bağlanma imkanı olacak. Kurulan altyapının şu anda sunabildiği hız 14.4Mbps. Operatörler 3G altyapılarını 4G’ye hızlıca geçiş yapmak üzere kuruyorlar. Bu ne demek? O zaman 100Mbps hatta Gbps hızlara ulaşabilmek mümkün olacak. Operatörler 3G internet bağlantısını uygun fiyata verdikleri takdirde ADSL’ye ciddi bir rakip olacak. 31 Temmuz’da ancak büyük şehirlerde 3G hizmeti alabaileceğiz. Fakat 2010 sonuna kadar kapsam genişleyecek. Bu durumda cep telefonunun çektiği her yerden hızlı internet’e bağlanma imkanımız olacak. Internet artık hayatımızın bir parçası, onsuz yapamıyoruz. Gelişmeleri zaman içinde göreceğiz.

Share/Save/Bookmark

Add a comment