You are currently browsing the Proje Yönetimi category.
Geçen sene Türkiye’deki CAPM sertifikasına sahip kişiler ile ilgili bir yazı yazmıştım. PMI’nın online registry sayfasından sorgulama yapmış ama doğru rakamlara ulaşamamıştım. Bir arkadaşım yazıya eklediği yorumla esasında Türkiye’de 2009 başı itibarı ile 5 tane CAPM olduğunu belirtmiş ve ben de tekrar sorgulama yaparak bunu görmüştüm.
Sanırım PMI veri tabanını sorgulama biçimim artık doğru. Dün tekrar bir sorgulama yapıp Türkiye’de bugün itibarı ile kaç tane PMP, CAPM, PMI-RMP, PgMP ve PMI-SP olduğunu öğrenebildim. Veri tabanından yapmış olduğum sorgulamada, sertifika sahibinin adı-soyadı, hangi il’den PMI’ya kayıt olduğu ve sertifikayı hangi yıl aldığı bilgisi de var.
22 Ağustos 2010 tarihi itibarı ile rakamlar şöyle…
PMP sertifikasına sahip toplam 714 kişi var listede. Listede 2 kişi var, ülke olarak Türkiye görünmekle birlikte bu kişilerin belirttikleri şehir yurtdışı… Bu 2 kişiyi listeden çıkartırsak Türkiye’deki PMP sayısı toplam 712 kişi. PMP’lerin illere göre dağılımı: Istanbul 516, Ankara 144, Kocaeli 25, İzmir 16, Bursa 1, Mersin 1, Rize 1, Konya 1, Kütahya 1, Zonguldak 1, Kayseri 1, Antalya 1, Tekirdağ 1, Sakarya 1, Adana 1
PgMP sertifikasına sahip şu anda 1 kişi var, listede Ankara olarak görünüyor, kendisi aynı zamanda PMP ve 17 Temmuz 2010 tarihinde sertifikayı almaya hak kazanmış.
CAPM sertifikasına sahip toplam 8 kişi var. İçlerinden birisi daha sonra PMP sertifikası da almış. İllere göre dağılımı: İstanbul 6, Ankara 1 ve Konya 1
PMI-RMP sertifikasına sahip 1 kişi var, listede Istanbul olarak görünüyor ve aynı zamanda PMP sertifikasına da sahip.
PMI-SP henüz yok. Bakalım zaman içerisinde bu sertifikayı da alacak kişiler olabilir.
70 milyon nüfusu olan bir ülke olarak sertfikalı sayısının bu rakamların çok üzerinde olması lazım, kafamdaki rakam en az 5000 kişi olmasının gerektiği… PMP sınavı inşallah bu sene sonunda Türkçe alınabilecek. PMBOK Türkçe de bu sene piyasaya çıktı. Bu rakamların önümüzdeki birkaç yıl içerisinde hızlı bir şekilde artacağına inanıyorum.


Değişiklik istekleri (change request) bir projede farklı kanallardan gelebiliyor. Bir proje nasıl ortaya çıkıyor? Çalıştığınız şirketin yapısına bağlı değişiklikler gösterebilir. Örneğin benim çalıştığım şirkette projeler şu şekilde ortaya çıkıyor. Ben bir GSM operatöründe program yöneticisi olarak çalışıyorum. Yukarıdan baktığınız zaman şirketimiz, kabaca, Teknoloji, Satış, Pazarlama ve Müşteri Hizmetleri bölümlerinden oluşuyor. Teknoloji dışındaki bölümler ihtiyaçlarını karşılamak için Teknoloji bölümüne ihtiyaçlarını bildiriyor. Teknoloji bölümü bu süreçte müşteriden iş gerekçesini istiyor. Tamam bu projeyi yapalım ama bunun sonucunda şirket ne kazanacak? Müşteri sayısı artacak mı, gelirimiz artacak mı? Bu akış tanımlanmış bir süreç çerçevesinde ilerliyor. İş’i isteyen, proje sonunda ortaya çıkan hizmeti, ürünü veya uygulamayı kullanacak olan bölümler Teknoloji bölümüne göre “müşteri”. İş’in sahibi bu bölümler. Daha fazla detaya girmeyeyim. Projenin yapılabilirliği iş analistleri tarafından çalışılıyor, analiz ediliyor. Eğer yapılabilir ise ne kadar sürede yapılacağı ve kabaca bütçesi müşteri ile paylaşılıyor. Projenin başlamasına karar veriliyor ve proje yöneticisi atanıyor. Artık elimizde bazı biligiler var, tahmini süre, bütçe ve eğer başka bir firma (tedarikçi) ile çalışılacaksa onların bilgileri vs… Proje kickoff toplantısı ile başlatılıyor. Planlama aşamasında proje paydaşları olarak hem müşteri hem de teknik proje ekibi ile yoğun mesai yapılıyor. Bütün bunların koordinasyonunu proje yöneticisi yapıyor. Bu çalışmaların içerisindeki en önemli doküman “kapsam dokümanı”. Kapsam çıkartılıyor ve müşterinin onayına sunuluyor. Kapsam dokümanı projede ne yapılacak, müşteri tarafından ne isteniyor gibi bilgilerin detaylı olarak yer aldığı doküman. Bu doküman müşteri tarafından onaylanınca artık taraflar arasında mutabakat sağlanmış oluyor. Sonrasında tasarım aşamasına geliniyor, tasarım çalışmaları yapılıyor. Bu çalışmalar sırasında da müşteri ile iletişim devam ediyor. Tasarım dokümanı da onaylanıyor. Eğer proje bir yazılım geliştirme sürecini içeriyorsa tasarım onayından sonra geliştirmeler başlıyor. Vurguladığım gibi bu geliştirmeleri şirket içi kaynaklarla ve/veya tedarikçi bir firma ile yapabilirsiniz. Geliştirmeler bittikten sonra geliştirilen uygulamanın mevcut alt yapınıza entegrasyonu için testler yapılıyor. Bu teknik testler başarı ile tamamlanınca artık geliştirilen uygulama, yani müşterinin istediği uygulama son kullanıcı testi (UAT: user acceptance test) için hazır hale geliyor. Müşteri son kullanıcı testlerini de başarı ile bitirirse artık proje hayata geçiyor ve tamamlanıyor. Bu aşamadan sonra operasyon başlıyor ve projeyi şirketin operasyon bölümü devir alıyor.
Proje başladıktan sonra analiz yapılırken, tasarım çalışmaları sürerken müşteriden değişiklik istekleri gelebiliyor. Şuna da ihtiyacımız var, yeni bir düzenleme geldi şunları da eklememiz gerekiyor, tasarımı böyle yaptık ama kullanıcı ekranında şu buton şurada olsun, ben bu butona basığımda bir bilgilendirme mesajı önümüze çıksın, almak istediğim raporlar için şu tip raporları da ekleyelim gibi birçok değişiklik isteği geliyor. Değişiklik istekleri bir projenin doğasında vardır ve normaldir. Fakat proje sağlığı açısından değişiklik isteklerinin proje akışında bir noktaya kadar gelmesine izin vermek gerekiyor. Örneğin artık test aşamasına gelmişsiniz, tasarım onaylanmış, geliştirmeler tamamlanmış, artık projenin sonuna yaklaşmışsınız. Müşteri önünüze değişiklik isteği ile geliyor. Bu durum projeyi maliyet ve zaman açısından etkiliyor. Baştan planladığınız sürede bitiremeyeceksiniz ve üzerine fazla para harcamanız gerekiyor. Ben program yönetici olarak proje yöneticisi arkadaşlarıma tasarım sürecinin sonuna kadar müşteriden değişiklik isteklerini alabileceklerini ve değerlendirebileceklerini söylüyor ve onların da müşteriye bu bilgiyi aktarmasını istiyorum. Tamam müşterinin ihtiyacı varsa bu yapılacak, ihtiyacını karşılamak lazım. Ama bu ilave ihtiyaçların projenin 2.fazı olarak ele alınacağını müşteri ile paylaşmalarını, proje yöneticilerinden istiyorum.
Bu arada değişiklik istekleri sadece iç müşterinizden gelmiyor. Proje için birlikte çalıştığınız tedarikçi firma da karşınıza, farklı bir şekilde, değişiklik talebi ile çıkabiliyor. Örneğin tasarım aşamasında birlikte çalışmış, sonrasında çıkan dokümanı da şirket olarak onaylamışsınız. Geliştirmeler yapılıyor, teste geliyorsunuz ve geliştirilen uygulamayı fonksiyonel olarak ele alıyorsunuz, bakıyorsunuz ki eksikler var. Bunu tedarikçi firmaya iletiyorsunuz, bakın tasarım dokümanında yazdık bunu bekliyorduk ama şu anda yok bunu da eklemelisiniz diyorsunuz. Tedarikçi firma orada yazanı biz şu şekilde algılıyoruz, bu istek bir değişiklik isteğidir, daha önce konuşulan, yazılan şeylerin dışındadır diyebiliyor. Sonra ne oluyor, başlıyorsunuz kavga etmeye bu değişiklik isteğidir, değildir yapmalısınız vs.
Geçen yıl Değişiklik Yönetimi konusunda bir yazı yazmıştım. O yazıda kaleme aldığıım durum farklı bir değişiklik isteğiydi. O zaman üstünde çalıştığımız büyük bir projede çalıştığımız tedarikçi firma ile aramızdaki onların hatasından kaynaklanan bir durum için karşımıza değişiklik isteği ile gelmişler ve biz de bunu kabul etmemiştik. Biz onların hatası olduğunu ortaya koyuyorduk onlar da hayır siz bizi beklettiniz biz şu kadar adamı burada tuttuk, bize şu kadar para vermelisiniz diyorlardı. Oldukça sıkıntılı bir durumdu ve yönetmekte zorlanmıştık. O yazımda da bu tür değişiklik isteklerinin önüne geçmek için neler yapılması gerektiğini vurgulamıştım.
Bir projede değişiklik isteklerinin (change request) hangi süreçte ele alınacağının ve işleyişin, sürecin nasıl olması gerektiğinin başlangıçta belirlenmesi önemli. Değişiklik isteği proje ekibine nasıl ve hangi yolla iletilecek? Değişiklik istekleri nasıl analiz edilecek? İletilen değişiklik istekleri nasıl takip edilecek? Değişiklik isteğinin onaylanması ya da reddedilmesi için neler yapılacak? Büyük projelerde, örnek olarak 1 yıldan fazla süren, değişiklik yönetimi sürecinin proje başlangıcında çok net belirlenmesinde fayda var.
Değişiklik isteklerini ilk karşılayan kişi Proje Yöneticisidir. Gelen istekleri proje ekibi ile değerlendirip analiz eder. Projeye olan etkisi (zaman, maliyet…) çıkartılır. Analiz tamamlanıp dokümante edilince değişiklik kontrol kuruluna (change control board – CCB) proje yöneticisi tarafından aktarılır. CCB değişiklik isteği üstünde bir değerlendirme yapar ve sözkonusu isteğin yerine getirilip getirilmeyeceği konusunda bir karar verir.
Geçen seneki yazım Vikipedi Özgür Ansiklopedi’de ele alınan Değişiklik Yönetimi makalesinde kaynak olarak gösterilmiş. Sonradan fark ettim, ben bunun için bir şey yapmadım. Ama tanımadığım birisi yazımı kaynak olarak göstermiş, çok memnun oldum. Blog’umda yazdığım bu yazılar okuyanlara bir şeyler verebiliyorsa ne mutlu bana.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi 2008 Ekim ayından bu yana şirkette 4 defa PMP Hazırlık eğitimi verdim. Bugüne kadar eğitim alan arkadaşlarımdan 19 tanesi sınavı başarıyla geçip PMP oldular. İlk sınıftan toplam 11 kişi, ikinci sınıftan 6 kişi ve üçüncü sınıftan şu anda 2 kişi PMP sertifikasını almış durumda. 3.PMP Hazırlık Eğitimi yazımda da vurguladığım gibi önümüzdeki dönemde bu sınıftan PMP sınavına girecek arkadaşlarım var.
4.sınıfımız ile 2010 Mayıs ayının başında eğitime başladık ve 12 Haziran’da eğitimi tamamladık. Bu sınıf öncekilere göre daha kalabalıktı, toplam 21 kişi vardı. 3.sınıf eğitmimiz toplam 48 saat sürmüştü. 4.sınıf 56 saat sürdü. Nedeni eğitimi alanların katılımlarıydı. Hemen hemen her konunun üzerinde durduk. Bu eğitimimiz de oldukça keyifli geçti. Bu sınıftan da önümüzdeki dönemde yeni PMP’ler çıkacak.
İlk iki sınıf için geçen sene PMP fırtınası devam ediyor… yazımı kaleme almıştım. Üçüncü sınıf için ise 3.PMP Hazırlık Eğitimi yazımı hazırladım. Her sınıf için ayrı bir yazı yazıyorum. Çünkü sınavı geçen arkadaşlarım ilgili yazıya yorum ekliyor, ben de yazıyı, her yeni PMP için isimlerini yazarak güncelliyorum. Sonra yazılan yorumları ve isimlerini tek bir yerde, PMP Fırtınası başlıklı sayfada, topluyorum.
4.sınıftan da PMP olacak arkadaşlar, yorumlarını buraya ekleyecekler ve ben bu yazıyı güncelleyeceğim. Bir kısmı çalışmalarına devam ediyor. Birkaç ay içerisinde içlerinden PMP çıkacağına inanıyorum.
RMC Project Management firmasının kurucusu ve proje yönetimi konusunda dünyada en çok okunan kitapların yazarı olan Rita Mulcahy 15 Mayıs günü vefat etmiş. 5 yıldır göğüs kanseri ile savaşan Rita, maalesef bu savaşı kaybetmiş.
Rita çok da yaşlı değil, 50 yaşındaymış ve 5 ile 7 yaşında iki çocuk sahibiymiş. Arkasında bıraktıkları için gerçekten çok zor bir durum.
Rita Mulcahy ismini bütün dünyada PMP sınavına hazırlananlar bilir. Onun kitabını okumadan sınava girilmez. Hepimiz okuduk ve faydalandık. Birebir tanışma fırsatım olmasa da proje yönetimi konusunda isim yapmış bir kişiyi kaybetmiş olmak gerçekten üzücü.
Ben sadece kitaplarından faydalanmış bir kişi değilim. Geçen sene Rita’nın “PMP Exam Prep Online 6th Edition” kursunu test etmiştim. Bu kursu test eden dünyadaki 20 kişiden birisiydim. Dediğim gibi tanışmış olmasam da onun kitaplarını okuyarak ve bu kursu inceleyerek bir yakınlık hissi oluştu bende ve bu haberi duyunca gerçekten çok üzüldüm. PMP sınavını geçerek PMP olmuş ve bu sınava hazırlanan herkesin başı sağ olsun.

Birçok kişinin beklediği PMBOK 4 Türkçe, Idefix üzerinden satışa sunuldu. Bu konuda bana birçok e-mail gelmişti. Artık Idefix üzerinden hem Proje Yönetimi Bilgi Birikimi Kılavuzunu (PMBOK) hem de Birleşik Standartlar Sözlüğünü satın alabilirsiniz.Birçok kişi bekliyordu, satış rakamlarının da çok iyi olacağına eminim.
Bu kitaplar ile ilgili bilgiye http://www.idefix.com/kitap/pmi-seti-2-kitap-takim-kolektif/tanim.asp?sid=RI0189ZSSM121IB5CX5O adresinden ulaşabilirsiniz.
Daha önce de birkaç yazımda Türkçe PMBOK ile ilgili bilgiler vermeye çalışmıştım. Bu sene sonunda PMP ve CAPM sınavlarını da artık Türkçe alabilmek mümkün olacak, çalışmalar devam ediyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de PMP ve CAPM sayısının hızla artacağına eminim. Daha önce de vurguladığım gibi özellikle CAPM sayısının artmasını bekliyorum. Ülke olarak daha çok sertifikalı profesyonele ihtiyacımız var.

İPYD (İstanbul Proje Yönetim Derneği) tarafından her yıl düzenlenen “Dinamikler” etkinliği bugün Ceylan Intercontinental Otel’de başladı. 2-3 Nisan tarihlerinde gerçekleşen etkinliğin bu yılki teması “Öğrenilmiş Dersler – Lessons Learned”. Bugün birçok farklı toplantiya katıldım. Farklı firmalardan katılan konuşmacılar kendi projelerinde elde ettikleri deneyimleri, öğrendiklerini, aldıkları dersleri bizlerle paylaştılar. İPYD’nin söylediğine göre göre yaklaşık 350 kişi kongreye katılmış bugün. Yarın da devam edecek. İncelemek isterseniz web sitesine ve etkinlik programına http://www.dinamikler.org/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Ben İPYD üyesi değilim, bir süredir yoğunluğumdan dolayı aktif katılım sağlayacak durumda değilim onun için çalışmalarını uzaktan izliyorum. Fakat “Dinamikler” etkinliğine katıldım. Konuşmalardan notlar aldım, benim için faydalıydı. Ülkemizde proje yönetimi konusunda bu tür çalışmaların olması gerçekten çok anlamlı. Proje Yönetimi konusu git gide daha profesyonel bakış açısıyla gelişiyor. Bu mesleğin içerisinde olan ya da bu konuya ilgi gösteren herkesi derneklere üye olmaya davet ediyorum. Aidat bedelleri olduça düşük. Aktif üye sayısı arttıkça hem dernekler güçlenecek hem de daha çok etkinlik yapabilecekler. Bu çalışmalar birçok kişinin değerli katılımlarıyla daha da zenginleşecek.

Bu konuda vakit buldukça eğitim veren bir kişi olarak tecrübemi ve önerilerimi paylaşmaya çalışacağım. Bu sınava hazırlanmak için neler yapmak gerekiyor? PMP sınavı, 4 saat sürüyor ve çoktan seçmeli 200 sorudan oluşuyor. Proje Yönetimi konusunda tecrübeli olabilirsiniz, yıllardır bu mesleği sürdüyor olabilirsiniz. Fakat sınavı geçmek için maalesef bu yeterli değil. Proje Yönetimi konusuna PMI’nın yaklaşımı ile bakmak gerekiyor. Bunun için de PMBOK dokümanını okumanız, çalışmanız gerekiyor. PMBOK, indeks dahil 459 sayfa. Sınavda karşınıza çıkan kapsam yönetimine ilişkin soruları tecrübelerinize dayanarak çözemiyorsunuz. Tecrübe tabii ki çok önemli ama sınava hazırlanıyorsanız tecrübenizi bir kenara bırakıp PMBOK’a göre hazırlanmanız gerekiyor.
Peki hazırlık için PMBOK yeterli mi? Değil. Yardımcı kitaplardan da destek almak gerekiyor. Yardımcı kitaplar 2 noktada destek oluyor. PMBOK içerisinde yer almayan ama sınavda çıkabilen bazı beklenmedik (out of blue) soruları cevaplamanız için gereken bilgileri içeriyorlar. Diğer nokta da çalışmaya başladığınızda PMBOK’ı okumak bir süre sonra sıkıcı gelebiliyor. Bunun nedeni kullandığı dil. Dil derken konuyu anlatım şekli. Bu yardımcı kitaplar akıcı ve anlaşılır bir dille konuyu anlamanızı kolaylaştırıyor. 30 Haziran 2009 öncesinde 2005′ten beri kullanılan PMBOK 3.baskı vardı ve dili ağırdı. Şu anda PMBOK 4.baskı gündemde ve dili oldukça anlaşılır.
Sınava girebilmek için 35 saat proje yönetimi eğitimi ve minimum 3 yıl içinde 4500 saat tecrübe göstermek gerekiyor. Diğer bir konu da sınavı şu anda Türkçe alamıyorsunuz. Ana diliniz dışındaki bir yabancı dil ile girmek durumundasınız. 200 soru içinde saniyeler içinde cevap verebileceğiniz kısa sorular olmakla beraber cevaplamak için daha uzun süre gerektiren oldukça uzun paragraflar halinde sorular var. Sınavı İngilizce alacaksanız dile okuma/anlama çerçevesinde hakim olmanız gerekiyor. Bu arada PMBOK 4.baskı Türk Telekom’un sponsorluğunda Türkçeye çevirildi. Konuları kendi dilimizde anlamak isterseniz ona da bakmanızı öneriyorum. Daha önce yayınladığım Proje Yönetimi Bilgi Birikimi Kılavuzu (PMBOK 4 Türkçe) yazımda bu kitabı edinmeniz için gerekli e-posta adresini verdim.
Kafa olarak kendinizi hazırladınız, bu sınava girip PMP olacaksınız. Her şey güzel, istek var, heyecan var. Peki nasıl hazırlanacağız? Artık öğrenci değiliz. Evlendik, belki çocuklarımız oldu, işimiz var günlerimiz çok yoğun geçiyor. Ev’e karşı sorumluluklarımız var. Hafta sonları ev ya da çocuklarla ilgili programlar var. Nasıl olacak? İş’in zor tarafı işte burada. 459 sayfa PMBOK, 500-600 sayfa yardımcı kitap, bir de soru çözmek gerekiyor. Kişiden kişiye ve tecrübeye göre değişmekle beraber 80-120 saatlik bir hazırlık çalışması gerektiğini düşünüyorum. Eşinizden, çocuğunuzdan belli bir süre için izin istediniz ve her gün 2 saat sınava hazırlık için ayırdığınızda en azından 40 günlük bir çalışmadan bahsediyoruz. Gerçekten kolay değil.
Çalışma metodolojisinden bahsedelim. PMBOK temel kitap. Bu kitabı min 2 kere okumak gerekiyor. Çünkü terminoloji, süreçler arasındaki ilişki 2 defa okuyunca oturuyor. Bir sürecin çıktısı diğer bir sürecin girdisi. Toplam 42 sürecin girdi-araç ve teknik-çıktı’larını ezberlemek pek mümkün değil. Ama 2 defa okuduğunuzda bu bilgiler kafanızda oluşmaya ve oturmaya başlıyor. Yardımcı kitaplar neler? Burda bahsedeceğim yardımcı kitapları Türkiye’de kitapçılarda bulamıyorsunuz. amazon’dan getirtebilirsiniz ya da varsa bir arkadaşınızdan alabilirsiniz. Yardımcı kitap olarak Rita Mulcahy’nin PMP Exam Prep, Sixth Edition: Rita’s Course in a Book for Passing the PMP Exam, Andy Crowe’un The PMP Exam: How to Pass on Your First Try, Andrew Stellman’ın Head First Pmp: A Brain-Friendly Guide to Passing the Project Management Professional Exam, Kim Heldman’ın PMP Project Management Professional Exam Study Guide, Includes Audio CD amazon’da bulabilirsiniz. Farklı tarihlerde baskısı çıkan başka kitaplar da var. Bu kitaplar içinde dünyada en poüler olanı Rita Mulcahy’nin hazırlık kitabı. PMP sınavına hazırlananlar bu kitabı mutlaka okur. Rita’dan sonra popüler olan ise Kim Heldman. Rita, tamamen sınava odaklı reçete gibi bir kitap. Okuması kolay ve dili anlaşılır. Burda yazdığım diğer kitaplar da hazırlık için insanlar tarafından kullanılan kitaplar. Ben eğitim verdiğimde Rita ve Kim’in kitaplarını öğrencilerime öneriyorum.
Metodolojiye tekrar döneyim. İlk önce PMBOK okuma, sonra Rita. Bu ikisi bittikten sonra 200 soruluk bir deneme sınavı. Ben www.pmstudy.com adresinde bulunan free testi öneriyorum. Bu test PMBOK’ı ne kadar kavradığınızı ölçer. Sonra 10 gün boyunca her gün 30-50 soru çözüp eksiklerinize PMBOK’tan bakın. Daha sonra tekrar PMBOK ki bu defa daha hızlı okuyacaksınız. Zamanınızı iyi kullandıysanız Kim Heldman’ın kitabını PMBOK’tan sonra okuyabilirsiniz. Kim’i okumak olmazsa en azından sorularının çözülmesini öneriyorum. Nedeni Kim’in soruları Rita’dan daha zor. Bir de küçük bir not: Her gün çalışmanızı tamamladıktan sonra, uykuya geçmeden önce 10-15 dakika PMBOK’taki glossary bölümünü hızlıca taramak terimlerin kafanıza yerleşmesine yardımcı oluyor. Sınav tarihine 2 hafta kala her gün 30-50 soru ve mümkünse 2 tane daha 200 soruluk test almakta fayda var. Yanlış cevaplarınız için tekrar PMBOK’a ve yardımcı kitaplara dönüp doğrusunu öğrenerek çalışmaya devam edebilirsiniz. 200 soruluk testler önemli. İnsanın kendisini ölçmesi gerekiyor. 4 saat az bir süre değil. 2 saat geçince kendinizi nasıl hissediyorsunuz bunu önceden bilirseniz önlemlerini almak mümkün. Sınavın kolay tarafı, formüle dayalı matematiksel sorular kolay. Zor tarafı “best”, “most” kullanılan bütün seçeneklerin doğru olduğu ama en doğru olanın sorulduğu sorular. Soru çözmek için de soru bankasına ihtiyaç var. Google’da arama yaparsanız birçok link bulacaksınız. Internet’te free birçok soru bulabilirsiniz ama tabiri yerinde ise çöplük, soru kirliliği. Derli toplu bir soru bankası için para verip satın almak en iyisi. Aldığınız deneme sınavlarından %75-80 başarıyı yakalamaya başladığınız zaman artık gerçek sınava hazırsınız. Bu çizdiğim çerçevede hazırlanan öğrencilerimden sınavı geçemeyen olmadı, hepsi ilk girişlerinde sınavı başarıyla geçtiler.
Burada yazdıklarım dışında bilgi almak isteyenler olursa e-posta adresimden bana ulaşabilirler ya da bu yazıma comment ekleyebilirler. Hepsine cevap vereceğim. Sınava hazırlanan herkese başarılar diliyorum.

Program Yönetimi ne demektir? Gerçek hayatta bu kapsamda neler yapılıyor? Program tanımına bakalım. Program, tek tek yönetildiğinde sağlanamayan fayda ve kontrolü elde etmek için koordinasyon içerisinde yönetilen bağlantılı bir projeler grubu olarak tanımlanıyor. Bir proje bir programın parçası olabilir ya da olmayabilir, ama her programın içinde mutlaka projeler vardır.
Birbiri ile bağlantılı projelerimiz var diyelim. Bu bağlantılı projeleri grupluyoruz ve bir program altında topluyoruz.Her proje kapsam, maliyet ve zaman çerçevesinde yönetiliyor. Projenin başarılı olması 3 kısıtın yönetilmesine bağlı. Elimizde bir program altında birçok proje var ve her biri bu 3 kısıt ile yönetiliyor. Her proje sonunda bir ürün ya da servis ortaya çıkıyor. Bir projenin sonunda ortaya bir şey çıkıyor, bir fayda elde ediliyor. O projeyi yönetiyoruz, zamanında ve bütçesinde tamamlanması için kontrol ediyoruz. Tanımda yer alan “tek tek yönetildiğinde sağlanamayan fayda ve kontrolü elde etmek için…” ifadesi ne anlama geliyor? Nasıl bir projenin hedefi var, programın da stratejik bir hedefi ve faydası var.
Program yönetimi, projelerin karşılıklı bağımlılıkları (interdependency) üzerine yoğunlaşıyor ve yönetmek için bir yaklaşım belirliyor. Ne tür bağımlılıklardan bahsediyoruz? Bir programa bağlı 10 adet proje olduğunu varsayalım. Her bir proje kaynak kullanıyor. Kullanılan kaynaklar birden fazla proje içinde yer alabilir. Bu kaynaklar ne zaman hangi projede yer alacak? Her bir projenin tamamlanma süreleri ve tarihleri farklı. Örneğin bir proje bitmeden diğerinin başlamaması gerekiyor olabilir. Bir projenin çıktısı diğer bir projenin girdisi olabilir. Zaman, kaynak, maliyet ve kapsam açısından ele aldığımızda birbirleri ile bağımlılıkları olan bir proje kümesinden yani bir programdan bahsediyoruz. Kaynak yönetiminin, zaman yönetiminin, maliyet yönetiminin, değişiklik yönetiminin ve risk yönetiminin daha geniş kapsamda, program yönetimi yaklaşımı ile yapılması gerekiyor. Bir programın da başarılı olması için bu bağımlılıkların iyi yönetilmesi gerekiyor.
Gerçek hayata geldiğimizde bu bağımlılıkların yönetilmesi oldukça zor. Çünkü işin içinde insan var. Teknik olarak her şeyi yapabilirsiniz. Riskleri çıkartabilirsiniz, GANTT şeması hazırlayabilirsiniz, Kazanılmış Değer Tekniklerini (EVT) kullanabilirsiniz… Fakat işi yaptırmak, aksiyon almak için “iletişim” becerilerinizin üst düzeyde olması gerekiyor. Karşınızdaki insana iş’i yaptıramazsanız, aksiyon aldıramazsanız programın başarısız olması kaçınılmaz. Vurguladığım gibi proje/program yönetim teknikleri bir kenara-ki bu teknikleri kitaplardan, dergilerden, google’dan, arkadaşınızdan bulup okuyabilirsiniz, öğrenebilirsiniz-insanlara iş yaptırabilmek için iletişim becerilerinizi geliştirmelisiniz. Yani kitaplarda olan bilgileri gerçek hayata nasıl uygulayacağınız önemli. Bu konuda birkaç yazı daha yazmaya çalışacağım.


ISACA (Information Systems Audit and Control Association), 13 Ocak 2010 tarihinde yeni bir sertifikanın duyurusunu yaptı. Bu yeni sertifikanın adı, CRISC ( Certified in Risk and Information Systems Control). Bu sertifika “see risk” diye telaffuz edilecekmiş. Risk tanımlama,risk değerlendirme, risk yanıtlama, risk izleme, Bilgi Sistemleri tasarımı ve kontrolü gibi konularda tecrübesi olan IT profesyonelleri için bu sertifika tasarlanmış.
Bu sertifikayı alabilmek için de ilk önce sınavını geçmek gerekiyor. CRISC sınavı da CISA, CISM, CGEIT gibi yılda iki defa yapılacakmış. Sınavların 2011 yılında başlayacağını belirtmiş ISACA. Bu sertifikaların sınavları Aralık ve Haziran aylarında yapılıyor ve sadece bir tanesi için sınava girilebiliyor. CRISC alabilmek için sınav sonrasında 10 yıl içinde kazanılmış, risk konusuna spesifik 3 yıllık çalışma tecrübesini ISACA’ya göstermek gerekiyormuş.
Bununla beraber diğer sertifikalara sahip olanlar için “grandfathering” programı 2010 Nisan ayında açılacakmış. Bu program sayesinde CISA, CISM ve CGEIT sertifikasına sahip olanlar sınava girmeden bu sertifikayı alabilecekler.
ISACA sertifikalarının tarihçesine ve sertifika adetlerine bakarsak,
CISA (Certified Information Systems Auditor) 1978 yılında başlamış ve şu anda 70.000′den fazla sertifikalı
CISM (Certified Information Security Manager) 2002 yılında başlamış ve şu anda 12.000′den fazla sertifikalı
CGEIT (Certified in the Governance of Enterprise IT) 2006 yılında başlamış ve şu anda 4.000′den fazla sertifikalı
olduğunu görüyoruz. Her yeni sertifikada olduğu gibi CRISC sertifikası da zaman içerisinde kabul görecek ve sertifikalı sayısı artacaktır. Bakalım Türkiye’den kaç kişi bu yeni sertifikaya ilgi gösterecek?
CRISC sertifikası ile ilgili ayrıntılı bilgiye http://www.isaca.org/crisc adresinden ulaşabilirsiniz.


PMI Türkiye etkinlikleri devam ediyor. Bugün, 2010 yılının ilk aktivitesi Digiturk’ün sponsorluğunda Digiturk’te gerçekleşti. İlk önce “PMBOK Türkçe ve Birleşik Standartlar Sözlüğü” hakkında PMI-TR’den Gamze Karayaz kısa bir sunum yaptı. Sonrasında da Asemble firmasından Sinan Ergin, “Projelerde Karar Alma Sanatı ve Liderlik” konusunda çok keyifli bir sunum yaptı.
Gamze hanım PMBOK Türkçe lansmanının daha sonra yapılacağını ve bu ay sonu itibarı ile internet’ten satışının başlayacağını duyurdu. Bilgi almak isteyenlerin, daha önceki yazımda da vurguladığım gibi, public_relations@pmi-tr.org e-posta adresini kullanarak PMI-TR ile iletişime geçebileceğini söyledi. PMBOK Türkçe’nin fiyatı 69.99TL, Birleşik Standartlar Sözlüğü’nün fiyatı ise 29.99TL olarak belirlenmiş. Her iki kitabı da alırsanız toplam fiyattan bir miktar daha indirim yapılacakmış. Tabii ki PMI-TR üyeleri, bu fiyatlardan ekstra indirim alabileceklermiş.
Türk Telekom Proje ve Program Direktörü Kamil Yılmaz bey de toplantıdaydı. Bir süredir konuşulan, PMP sınavının Türkçe alınabilmesi imkanının da bu yıl Aralık ayında sağlanması için çalışmaların devam ettiğini vurguladı. Çevremde sınavın Türkçe olmasını bekleyen birçok kişi var. İnşallah Türkiye’deki PMP sayısı için önümüzdeki birkaç yıl içinde birkaç bin’li rakamlardan bahseder hale geliriz.
Üye olmak için http://www.pmi-tr.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz. Daha önce de vurguladığım gibi PMI Türkiye’nin faaliyetlerinin artması için üye sayısının da artması gerekiyor. PMP olsun/olmasın, proje yönetimi ile uğraşan veya bu konuya ilgi duyan herkesi PMI Türkiye’ye üye olmaya davet ediyorum.
