You are currently browsing the Proje Yönetimi category.
Bu konuda vakit buldukça eğitim veren bir kişi olarak tecrübemi ve önerilerimi paylaşmaya çalışacağım. Bu sınava hazırlanmak için neler yapmak gerekiyor? PMP sınavı, 4 saat sürüyor ve çoktan seçmeli 200 sorudan oluşuyor. Proje Yönetimi konusunda tecrübeli olabilirsiniz, yıllardır bu mesleği sürdüyor olabilirsiniz. Fakat sınavı geçmek için maalesef bu yeterli değil. Proje Yönetimi konusuna PMI’nın yaklaşımı ile bakmak gerekiyor. Bunun için de PMBOK dokümanını okumanız, çalışmanız gerekiyor. PMBOK, indeks dahil 459 sayfa. Sınavda karşınıza çıkan kapsam yönetimine ilişkin soruları tecrübelerinize dayanarak çözemiyorsunuz. Tecrübe tabii ki çok önemli ama sınava hazırlanıyorsanız tecrübenizi bir kenara bırakıp PMBOK’a göre hazırlanmanız gerekiyor.
Peki hazırlık için PMBOK yeterli mi? Değil. Yardımcı kitaplardan da destek almak gerekiyor. Yardımcı kitaplar 2 noktada destek oluyor. PMBOK içerisinde yer almayan ama sınavda çıkabilen bazı beklenmedik (out of blue) soruları cevaplamanız için gereken bilgileri içeriyorlar. Diğer nokta da çalışmaya başladığınızda PMBOK’ı okumak bir süre sonra sıkıcı gelebiliyor. Bunun nedeni kullandığı dil. Dil derken konuyu anlatım şekli. Bu yardımcı kitaplar akıcı ve anlaşılır bir dille konuyu anlamanızı kolaylaştırıyor. 30 Haziran 2009 öncesinde 2005′ten beri kullanılan PMBOK 3.baskı vardı ve dili ağırdı. Şu anda PMBOK 4.baskı gündemde ve dili oldukça anlaşılır.
Sınava girebilmek için 35 saat proje yönetimi eğitimi ve minimum 3 yıl içinde 4500 saat tecrübe göstermek gerekiyor. Diğer bir konu da sınavı şu anda Türkçe alamıyorsunuz. Ana diliniz dışındaki bir yabancı dil ile girmek durumundasınız. 200 soru içinde saniyeler içinde cevap verebileceğiniz kısa sorular olmakla beraber cevaplamak için daha uzun süre gerektiren oldukça uzun paragraflar halinde sorular var. Sınavı İngilizce alacaksanız dile okuma/anlama çerçevesinde hakim olmanız gerekiyor. Bu arada PMBOK 4.baskı Türk Telekom’un sponsorluğunda Türkçeye çevirildi. Konuları kendi dilimizde anlamak isterseniz ona da bakmanızı öneriyorum. Daha önce yayınladığım Proje Yönetimi Bilgi Birikimi Kılavuzu (PMBOK 4 Türkçe) yazımda bu kitabı edinmeniz için gerekli e-posta adresini verdim.
Kafa olarak kendinizi hazırladınız, bu sınava girip PMP olacaksınız. Her şey güzel, istek var, heyecan var. Peki nasıl hazırlanacağız? Artık öğrenci değiliz. Evlendik, belki çocuklarımız oldu, işimiz var günlerimiz çok yoğun geçiyor. Ev’e karşı sorumluluklarımız var. Hafta sonları ev ya da çocuklarla ilgili programlar var. Nasıl olacak? İş’in zor tarafı işte burada. 459 sayfa PMBOK, 500-600 sayfa yardımcı kitap, bir de soru çözmek gerekiyor. Kişiden kişiye ve tecrübeye göre değişmekle beraber 80-120 saatlik bir hazırlık çalışması gerektiğini düşünüyorum. Eşinizden, çocuğunuzdan belli bir süre için izin istediniz ve her gün 2 saat sınava hazırlık için ayırdığınızda en azından 40 günlük bir çalışmadan bahsediyoruz. Gerçekten kolay değil.
Çalışma metodolojisinden bahsedelim. PMBOK temel kitap. Bu kitabı min 2 kere okumak gerekiyor. Çünkü terminoloji, süreçler arasındaki ilişki 2 defa okuyunca oturuyor. Bir sürecin çıktısı diğer bir sürecin girdisi. Toplam 42 sürecin girdi-araç ve teknik-çıktı’larını ezberlemek pek mümkün değil. Ama 2 defa okuduğunuzda bu bilgiler kafanızda oluşmaya ve oturmaya başlıyor. Yardımcı kitaplar neler? Burda bahsedeceğim yardımcı kitapları Türkiye’de kitapçılarda bulamıyorsunuz. amazon’dan getirtebilirsiniz ya da varsa bir arkadaşınızdan alabilirsiniz. Yardımcı kitap olarak Rita Mulcahy’nin PMP Exam Prep, Sixth Edition: Rita’s Course in a Book for Passing the PMP Exam, Andy Crowe’un The PMP Exam: How to Pass on Your First Try, Andrew Stellman’ın Head First Pmp: A Brain-Friendly Guide to Passing the Project Management Professional Exam, Kim Heldman’ın PMP Project Management Professional Exam Study Guide, Includes Audio CD amazon’da bulabilirsiniz. Farklı tarihlerde baskısı çıkan başka kitaplar da var. Bu kitaplar içinde dünyada en poüler olanı Rita Mulcahy’nin hazırlık kitabı. PMP sınavına hazırlananlar bu kitabı mutlaka okur. Rita’dan sonra popüler olan ise Kim Heldman. Rita, tamamen sınava odaklı reçete gibi bir kitap. Okuması kolay ve dili anlaşılır. Burda yazdığım diğer kitaplar da hazırlık için insanlar tarafından kullanılan kitaplar. Ben eğitim verdiğimde Rita ve Kim’in kitaplarını öğrencilerime öneriyorum.
Metodolojiye tekrar döneyim. İlk önce PMBOK okuma, sonra Rita. Bu ikisi bittikten sonra 200 soruluk bir deneme sınavı. Ben www.pmstudy.com adresinde bulunan free testi öneriyorum. Bu test PMBOK’ı ne kadar kavradığınızı ölçer. Sonra 10 gün boyunca her gün 30-50 soru çözüp eksiklerinize PMBOK’tan bakın. Daha sonra tekrar PMBOK ki bu defa daha hızlı okuyacaksınız. Zamanınızı iyi kullandıysanız Kim Heldman’ın kitabını PMBOK’tan sonra okuyabilirsiniz. Kim’i okumak olmazsa en azından sorularının çözülmesini öneriyorum. Nedeni Kim’in soruları Rita’dan daha zor. Bir de küçük bir not: Her gün çalışmanızı tamamladıktan sonra, uykuya geçmeden önce 10-15 dakika PMBOK’taki glossary bölümünü hızlıca taramak terimlerin kafanıza yerleşmesine yardımcı oluyor. Sınav tarihine 2 hafta kala her gün 30-50 soru ve mümkünse 2 tane daha 200 soruluk test almakta fayda var. Yanlış cevaplarınız için tekrar PMBOK’a ve yardımcı kitaplara dönüp doğrusunu öğrenerek çalışmaya devam edebilirsiniz. 200 soruluk testler önemli. İnsanın kendisini ölçmesi gerekiyor. 4 saat az bir süre değil. 2 saat geçince kendinizi nasıl hissediyorsunuz bunu önceden bilirseniz önlemlerini almak mümkün. Sınavın kolay tarafı, formüle dayalı matematiksel sorular kolay. Zor tarafı “best”, “most” kullanılan bütün seçeneklerin doğru olduğu ama en doğru olanın sorulduğu sorular. Soru çözmek için de soru bankasına ihtiyaç var. Google’da arama yaparsanız birçok link bulacaksınız. Internet’te free birçok soru bulabilirsiniz ama tabiri yerinde ise çöplük, soru kirliliği. Derli toplu bir soru bankası için para verip satın almak en iyisi. Aldığınız deneme sınavlarından %75-80 başarıyı yakalamaya başladığınız zaman artık gerçek sınava hazırsınız. Bu çizdiğim çerçevede hazırlanan öğrencilerimden sınavı geçemeyen olmadı, hepsi ilk girişlerinde sınavı başarıyla geçtiler.
Burada yazdıklarım dışında bilgi almak isteyenler olursa e-posta adresimden bana ulaşabilirler ya da bu yazıma comment ekleyebilirler. Hepsine cevap vereceğim. Sınava hazırlanan herkese başarılar diliyorum.

Posted March 5th, 2010. 23 comments
Program Yönetimi ne demektir? Gerçek hayatta bu kapsamda neler yapılıyor? Program tanımına bakalım. Program, tek tek yönetildiğinde sağlanamayan fayda ve kontrolü elde etmek için koordinasyon içerisinde yönetilen bağlantılı bir projeler grubu olarak tanımlanıyor. Bir proje bir programın parçası olabilir ya da olmayabilir, ama her programın içinde mutlaka projeler vardır.
Birbiri ile bağlantılı projelerimiz var diyelim. Bu bağlantılı projeleri grupluyoruz ve bir program altında topluyoruz.Her proje kapsam, maliyet ve zaman çerçevesinde yönetiliyor. Projenin başarılı olması 3 kısıtın yönetilmesine bağlı. Elimizde bir program altında birçok proje var ve her biri bu 3 kısıt ile yönetiliyor. Her proje sonunda bir ürün ya da servis ortaya çıkıyor. Bir projenin sonunda ortaya bir şey çıkıyor, bir fayda elde ediliyor. O projeyi yönetiyoruz, zamanında ve bütçesinde tamamlanması için kontrol ediyoruz. Tanımda yer alan “tek tek yönetildiğinde sağlanamayan fayda ve kontrolü elde etmek için…” ifadesi ne anlama geliyor? Nasıl bir projenin hedefi var, programın da stratejik bir hedefi ve faydası var.
Program yönetimi, projelerin karşılıklı bağımlılıkları (interdependency) üzerine yoğunlaşıyor ve yönetmek için bir yaklaşım belirliyor. Ne tür bağımlılıklardan bahsediyoruz? Bir programa bağlı 10 adet proje olduğunu varsayalım. Her bir proje kaynak kullanıyor. Kullanılan kaynaklar birden fazla proje içinde yer alabilir. Bu kaynaklar ne zaman hangi projede yer alacak? Her bir projenin tamamlanma süreleri ve tarihleri farklı. Örneğin bir proje bitmeden diğerinin başlamaması gerekiyor olabilir. Bir projenin çıktısı diğer bir projenin girdisi olabilir. Zaman, kaynak, maliyet ve kapsam açısından ele aldığımızda birbirleri ile bağımlılıkları olan bir proje kümesinden yani bir programdan bahsediyoruz. Kaynak yönetiminin, zaman yönetiminin, maliyet yönetiminin, değişiklik yönetiminin ve risk yönetiminin daha geniş kapsamda, program yönetimi yaklaşımı ile yapılması gerekiyor. Bir programın da başarılı olması için bu bağımlılıkların iyi yönetilmesi gerekiyor.
Gerçek hayata geldiğimizde bu bağımlılıkların yönetilmesi oldukça zor. Çünkü işin içinde insan var. Teknik olarak her şeyi yapabilirsiniz. Riskleri çıkartabilirsiniz, GANTT şeması hazırlayabilirsiniz, Kazanılmış Değer Tekniklerini (EVT) kullanabilirsiniz… Fakat işi yaptırmak, aksiyon almak için “iletişim” becerilerinizin üst düzeyde olması gerekiyor. Karşınızdaki insana iş’i yaptıramazsanız, aksiyon aldıramazsanız programın başarısız olması kaçınılmaz. Vurguladığım gibi proje/program yönetim teknikleri bir kenara-ki bu teknikleri kitaplardan, dergilerden, google’dan, arkadaşınızdan bulup okuyabilirsiniz, öğrenebilirsiniz-insanlara iş yaptırabilmek için iletişim becerilerinizi geliştirmelisiniz. Yani kitaplarda olan bilgileri gerçek hayata nasıl uygulayacağınız önemli. Bu konuda birkaç yazı daha yazmaya çalışacağım.

Posted February 20th, 2010. Add a comment

ISACA (Information Systems Audit and Control Association), 13 Ocak 2010 tarihinde yeni bir sertifikanın duyurusunu yaptı. Bu yeni sertifikanın adı, CRISC ( Certified in Risk and Information Systems Control). Bu sertifika “see risk” diye telaffuz edilecekmiş. Risk tanımlama,risk değerlendirme, risk yanıtlama, risk izleme, Bilgi Sistemleri tasarımı ve kontrolü gibi konularda tecrübesi olan IT profesyonelleri için bu sertifika tasarlanmış.
Bu sertifikayı alabilmek için de ilk önce sınavını geçmek gerekiyor. CRISC sınavı da CISA, CISM, CGEIT gibi yılda iki defa yapılacakmış. Sınavların 2011 yılında başlayacağını belirtmiş ISACA. Bu sertifikaların sınavları Aralık ve Haziran aylarında yapılıyor ve sadece bir tanesi için sınava girilebiliyor. CRISC alabilmek için sınav sonrasında 10 yıl içinde kazanılmış, risk konusuna spesifik 3 yıllık çalışma tecrübesini ISACA’ya göstermek gerekiyormuş.
Bununla beraber diğer sertifikalara sahip olanlar için “grandfathering” programı 2010 Nisan ayında açılacakmış. Bu program sayesinde CISA, CISM ve CGEIT sertifikasına sahip olanlar sınava girmeden bu sertifikayı alabilecekler.
ISACA sertifikalarının tarihçesine ve sertifika adetlerine bakarsak,
CISA (Certified Information Systems Auditor) 1978 yılında başlamış ve şu anda 70.000′den fazla sertifikalı
CISM (Certified Information Security Manager) 2002 yılında başlamış ve şu anda 12.000′den fazla sertifikalı
CGEIT (Certified in the Governance of Enterprise IT) 2006 yılında başlamış ve şu anda 4.000′den fazla sertifikalı
olduğunu görüyoruz. Her yeni sertifikada olduğu gibi CRISC sertifikası da zaman içerisinde kabul görecek ve sertifikalı sayısı artacaktır. Bakalım Türkiye’den kaç kişi bu yeni sertifikaya ilgi gösterecek?
CRISC sertifikası ile ilgili ayrıntılı bilgiye http://www.isaca.org/crisc adresinden ulaşabilirsiniz.

Posted January 23rd, 2010. 1 comment

PMI Türkiye etkinlikleri devam ediyor. Bugün, 2010 yılının ilk aktivitesi Digiturk’ün sponsorluğunda Digiturk’te gerçekleşti. İlk önce “PMBOK Türkçe ve Birleşik Standartlar Sözlüğü” hakkında PMI-TR’den Gamze Karayaz kısa bir sunum yaptı. Sonrasında da Asemble firmasından Sinan Ergin, “Projelerde Karar Alma Sanatı ve Liderlik” konusunda çok keyifli bir sunum yaptı.
Gamze hanım PMBOK Türkçe lansmanının daha sonra yapılacağını ve bu ay sonu itibarı ile internet’ten satışının başlayacağını duyurdu. Bilgi almak isteyenlerin, daha önceki yazımda da vurguladığım gibi, public_relations@pmi-tr.org e-posta adresini kullanarak PMI-TR ile iletişime geçebileceğini söyledi. PMBOK Türkçe’nin fiyatı 69.99TL, Birleşik Standartlar Sözlüğü’nün fiyatı ise 29.99TL olarak belirlenmiş. Her iki kitabı da alırsanız toplam fiyattan bir miktar daha indirim yapılacakmış. Tabii ki PMI-TR üyeleri, bu fiyatlardan ekstra indirim alabileceklermiş.
Türk Telekom Proje ve Program Direktörü Kamil Yılmaz bey de toplantıdaydı. Bir süredir konuşulan, PMP sınavının Türkçe alınabilmesi imkanının da bu yıl Aralık ayında sağlanması için çalışmaların devam ettiğini vurguladı. Çevremde sınavın Türkçe olmasını bekleyen birçok kişi var. İnşallah Türkiye’deki PMP sayısı için önümüzdeki birkaç yıl içinde birkaç bin’li rakamlardan bahseder hale geliriz.
Üye olmak için http://www.pmi-tr.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz. Daha önce de vurguladığım gibi PMI Türkiye’nin faaliyetlerinin artması için üye sayısının da artması gerekiyor. PMP olsun/olmasın, proje yönetimi ile uğraşan veya bu konuya ilgi duyan herkesi PMI Türkiye’ye üye olmaya davet ediyorum.

Posted January 20th, 2010. Add a comment
Anadolu Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü öğrencilerinin Endüstri Mühendisliği kulübü bulunuyor. Kulüp her sene bir etkinlik düzenliyor ve diğer üniversitelerde okuyan öğrencileri de davet ediyor.Bu etkinlikleri MÜYAK (Mühendislik Yönetimi Akademisi) adı altında gerçekleştiriyorlar. Bu sene yaptıkları ‘İş’te Yönetim İş’te Fark’ temalı IV.MÜYAK etkinliğine beni de konuşmacı olarak davet ettiler.
26.12.2009 cumartesi günü öğleden sonra, o günün son konuşmacısı olarak öğrencilerle “Proje Yönetimi Kavramları” konusunda çok verimli 2.5 saat geçirdik. Sunumlarımı olabildiğince interaktif yapmayı tercih ediyorum. Öğleden sonra 15:20 gibi sunuma başladım. Programa göre 1 saat sürem vardı ama 2.5 saat sürdü. Bu saatler katılımcıların artık yorulduğu, zor saatler. Katılımcıların yorulduğu saatler olmasına rağmen yaklaşık 300 kişinin katıldığı güzel bir sunum oldu. Etkinliği organize eden Mühendislik Kulübü yönetim kurulu üyeleri çok güzel ağırladılar. Benimle 2 ay önce iletişim kuran Endüstri Mühendisliği Kulübü yönetim kurulu üyesi Taner Erinmez, elinden geldiğince her konuda destek oldu.
Sunumuma katılanları, proje yönetimi mesleğini seçmeleri için yönlendirdim. PMBOK 4 Türkçe kitabından bahsettim ve Türk Telekom tarafından üniversitelere ücretsiz dağıtılacağı bilgisini verdim. CAPM sertifikasını mezun olduklarında alabileceklerini söyleyerek tavsiyede bulundum. Sunumumu bitirdikten birkaç saat sonra bazı katılımcılar e-posta ile ekstra bilgi istediler ki bu da beni çok memnun etti. İş hayatına hazırlanan bu öğrencilerden bir kısmı, yönlendirmem sonucunda inanıyorum ki bu mesleği seçecekler.
2 sene önce Bilkent Üniversitesi’nde de proje yönetimi konusunda bir seminer vermiştim ve o da çok keyifli geçmişti. Bundan sonra da proje yönetimi konusunda bir şeyler paylaşmak üzere üniversitelerdeki etkinliklere, zamanım uygun olduğu ölçüde, katılmak istiyorum. Proje Yönetimi mesleğini olabildiğince çok kişiye, özellikle de öğrencilere anlatmaya devam edeceğim.

Posted December 27th, 2009. 2 comments
Evet, sonunda PMBOK (Project Management Body of Knowledge) 4th edition Türkçe baskısı çıktı. İki gündür Antalya’da Türk Telekom grup şirketlerinin Proje Yönetimi çalıştayı vardı. Türk Telekom ile birlikte grup şirketlerinden Avea, AssisTT, Sebit, Innova ve Argela’nın katılımı ile çok verimli toplantılar yaptık. Her grup şirketi projeleri nasıl yönettiğini, kullandıkları metodolojiyi paylaştılar. Hepimiz için faydalı iki gün yaşadık.
Daha önceki yazılarımda PMBOK Türkçe versiyonunun Türk Telekom sponsorluğunda, PMI-TR (PMI Türkiye) tarafından hazırlanıp yayınlanacağını paylaşmıştım. Bir yıllık yoğun bir çalışma sonunda bu kitap kullanıma hazır halde geldi. PMBOK, Türkçeye çevirilerek “Proje Yönetimi Bilgi Birikimi Kılavuzu” adı ile yayınlandı. Bugün proje yönetimi çalıştayının sonunda bizlere Proje Yönetimi Bilgi Birikimi Kılavuzunu ve Proje Yönetimi Birleşik Standartlar Sözlüğünü verdiler. Türk Telekom da bu çalışmayı sosyal sorumluluk projesi olarak ele aldı. Türk Telekom bu dokümanı üniversitelere, derneklere ve bazı sivil toplum kuruluşlarına hediye edecek. Proje Yönetimi kültürünün yaygınlaşması adına çok önemli bir çalışma.
Benim için de bu çalışma bir sosyal sorumluluk projesiydi. 2008 yılının Nisan ayında bu projeden haberim oldu ve bu çalışma içerisinde yer alır mıyım diye sordular. Ben de memnuniyetle destek vereceğimi belirttim.PMBOK çevirisi bir şirket tarafından yapıldı. Benim de içinde yer aldığım danışma kurulu, yapılan çeviriyi kelime kelime okuyup inceleyerek hem günümüz diline hem de terminolojiye uygun hale getirmeye çalıştı. 2008 yılının son aylarında çalışmaya başladık, yaklaşık 5 ay yoğun bir şekilde çalıştık ve ortaya gerçekten güzel bir doküman çıktı.
Proje Yönetimi Bilgi Birikimi Kılavuzu, Türkiye’de gerçekleştirilen projelere ışık tutacak ve başta üniversite öğrencileri olmak üzere herkesin bu kılavuzdan faydalanma imkanı olacak. Proje Yönetimi kültürü yaygınlaşacak. Ayrıca PMP sınavının Türkçe alınabilmesi için de çalışmalar devam ediyor, bir aksilik olmazsa 2010 yılının son çeyreğinde PMP sınavına Türkçe girebilmek mümkün olacak. Yine daha önceki yazılarımda vurguladığım gibi, benim kişisel olarak bir beklentim daha var. İnşallah en kısa sürede ülkemizde de Proje Yönetimi yüksek lisans ve doktora programları açılır.
Diğer şahıs ve kuruluşlar da bu dokümanı PMI-TR’den satınalabilecekler. Kitapta belirtilen public_relations@pmi-tr.org e-posta adresini kullanarak PMI-TR ile iletişime geçebilirsiniz.

Posted December 25th, 2009. 8 comments
Şu anda çalışmakta olduğum şirkette, Avea, geçen yıldan bu yana PMP sınavına hazırlık eğitimleri veriyorum. Daha öce yazmış olduğum, “Tissot”, “PMP fırtınası devam ediyor…” ve “PMP Fırtınası” yazılarında hem eğitimlere katılan arkadaşlarımı hem de PMP olanlar hakkında bilgi vermiştim.
“PMP Fırtınası” yazımda da belirttiğim gibi 3.sınıfımızı Ekim ayında açtık. Bu sınıf da önceki iki sınıf gibi bir mail grubu oluşturdu ve ismini “PMP Training Monsters” olarak belirledi. Daha önceki eğitimler PMBOK 3rd edition’a göre işlenmişti. 1 Temmuz 2009 tarihinden itibaren PMBOK 4th edition geçerli olduğu için bu eğitimimiz yeni baskıya göre yapıldı. Önceki eğitimlerime sadece Teknoloji grubundan (Network ve IT) katılımcılar olmuştu. Ama bu eğitimime business (müşteri hizmetleri ve satış) gruplarından da katılımcılar oldu. Verdiğim eğitimin müfredatı; 24 saat “proje yönetimi kavramlar” ve 12 saat tamamen sınava yönelik “PMP hazırlık” idi. Eğitim dokümanlarını PMBOK 4′e göre yeniden hazırladım. Bu hazırlık sonunda eğitim dokümanına 150 sayfa daha eklenmiş oldu. 3.sınıf eğitmimizi Kasım ayının sonunda tamamladık. 36 saatlik eğitimimiz 48 saatte tamamlandı. 12 saat fazla sürmesinin nedeni katılımcıların çok soru sorması ve doküman sayfa sayısının artmasıydı. Bu eğitimimiz de gerçekten çok keyifli geçti. Teknoloji grubu, business gruplarının isteklerini/ihtiyaçlarını proje olarak yönetiyor. Eğitimde her iki grubun da olması grupların iletişimi ve beklentileri açısından çok verimli oldu.
Eğitime katılan bu arkadaşlarım içerisinden de PMP çıkacak. Eğitim sonrası çalışmalarına başladılar. Eğitmen olarak şirkette olmamın avantajını daha öncekiler gibi kullanacaklar. Her takıldıkları soruda bana kolayca ulaşabilecekler. Şubat – Haziran aylarında elde etmiş olduğumuz 16 x PMP başarısını sürdürecekler. 2010 Şubat sonu, Mart ayı gibi sınava girmeyi planlıyorlar ve çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu sınıfımızdan PMP olanları da yine bu yazımı güncelleyerek burada duyuracağım. Haliyle yeni sınıf açılmasını bekleyenler var. Düşüncem, Şubat ya da Mart ayında 4.sınıfı açmak.
Sertifikayı almak önemli olsa da benim açımdan çok daha önemli olan kısmı bir PMP olarak projeleri yönetmeleri, çevresindeki kişilerin de projeleri daha profesyonel yönetmelerini sağlamaları ve PMP olmaları için rehberlik etmeleri… Arkadaşlarımı bu çerçevede yönlendirmeye çalışıyorum. Proje Yönetim kültürü ve bilinci hepimizin ortaya koyduğu bu çaba ile yaygınlaşacak.
Bugün, 19 Mayıs 2010, 3.PMP hazırlık sınıfımızdan Çağın Şentürk zorlu PMP sınavını başarıyla geçerek bu sınıfın ilk PMP’si oldu.
5 Haziran 2010 tarihinde de Alev Kılıç sınavı başarıyla geçti ve PMP oldu.
Bu sınıftan PMP olanların isimlerini de bu yazımı güncelleyerek yazmaya devam edeceğim.
Bu sınıfımızdan Burçin Kocabaş 27.01.2011 tarihinde sınavı geçerek PMP oldu.
Bugün de, 28.01.2011, bu sınıftan Ender Koçak sınavı başarıyla geçerek PMP oldu ve kulübe katıldı. Hem Burçin’i hem de Ender’i tebrik ediyorum. Bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum.
İzzet Çakır bugün, 03.02.2011, sınavı başarıyla geçerek PMP oldu. Tebrikler İzzet, yolun açık olsun.
Didem Keskin de 04.02.2011 tarihinde sınavı geçti, PMP oldu. Didem seni de tebrik ediyorum.
Mustafa Sabri Çıkrıkçı da 05.03.2011 tarihinde sınavı geçerek PMP oldu. Mustafa, yolun açık olsun tebrik ediyorum.
Avea’da verdiğim PMP hazırlık eğitimlerinden, 2009 Şubat ayından bu yana, toplam 29 kişi PMP oldu. Fırtına devam ediyor, hepsiyle gurur duyuyorum

Posted December 6th, 2009. 10 comments
Proje Yöneticisinin rolü nedir sorusuna farklı birçok cevap geliyor. Proje Yöneticisinin üzerine düşen görev nedir? Proje Yöneticisi bir projede ne yapar? Projeyi yöneten bir kişiden bahsediyoruz. Proje tanımına baktığımızda “eşsiz bir ürün ya da hizmeti ortaya çıkartmak için ortaya konulan geçici çaba” tanımını görüyoruz. Peki “yönetmek” kelimesinin üzerinde duralım. Günlük yaşamamızda çok duyduğumuz, kullandığımız bir kelimedir “yönetmek”. Yönetici ne yapar, rolü nedir, yönettiği işteki görevi nedir? “Yönetici” bir işten sorumlu ve yapılması gerekenleri yaptıran kişi midir? Yoksa bizzat eline kazmayı ve küreği alıp işi yapan kişi midir?
Yönetmek ve yönetici kelimelerinin sözlük anlamlarına bakalım. Türk Dil Kurumu sözlüğünde yönetmek kelimesi, “Birinin bir konudaki etkinliğine, çalışmasına yön vermek, birini yönlendirmek” olarak açıklanmış. Yönetici kelimesine baktığımızda ise “Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi, idareci, menajer” açıklamasını görüyoruz. Bu kelimeleri iş yaşamına uyarlamaya çalışalım. Bir iş yapılacak, bu işi yapacak insanlar var ve bir de bu işten sorumlu bu işi yönetecek bir kişi var. İş başarılı olursa, hedefine ulaşırsa hem yönetici hem de işi yapan insanlar takdirle karşılanır. Peki başarısız olursa? Yapılacak işin başarısız olmasından kim sorumludur? İşi yöneten kişi mi, işi yapanlar mı?
Projeler, tanımında vurgulandığı gibi geçici işlerdir. Bir başlangıcı ve bitişi vardır. Proje tamamlandığında ortaya bir ürün ya da hizmet çıkar. Doğası gereği bir proje, risk ve belirsizlikler içerir. Yazılı kaynaklara baktığımızda da görüyoruz, bir projenin başarılı olması için planlanan bütçede, planlanan sürede ve kapsamda tamamlanması gerekiyor. Tabii ki ortaya çıkacak işin kalitesi de önemlidir. Proje, risk ve belirsizlik içeriyorsa başarıya ulaşabilmesi için iyi bir şekilde yönetmek gerekiyor. Projede çalışan, işi yapan birçok kişi var. Bu insanların üzerlerindeki aktiviteleri zamanında bitirmesi ve iyi bir iş ortaya çıkartabilmeleri için yönlendirmek, yönetmek gerekiyor. Ben yönetmek fiilini bir cümle ile ifade etmeye çalışıyorum. Yönetmek, iş’i planlamak ve izleyip kontrol etmek. Bir yönetici bir işi planlar, iş yapılırken izler ve kontrol eder, gerekiyorsa aksiyon alır. Örnek olarak bir futbol takımında teknik direktör bir maça hazırlanırken planını yapar, taktiklerini futbolcularla paylaşır, bu ön hazırlıktan sonra maç’a çıkılır ve sahaya futbolcular girip oynar. Teknik direktör maç sırasında futbolcularını yönlendirir, yönetir, kendisi sahaya girip oynamaz. Bir sorun görürse oynayan futbolcuyu değiştirir.
Proje Yönetimi konusunda yazılacak daha birçok detay var. Bir işi insanlar yapıyorsa ve göreviniz o işi yönetmekse çok iyi “iletişim” becerilerine sahip olmanız gerekiyor. Teknik olarak gantt şemasını hazırlamayı, kazanılmış değer yöntemlerini biliyor olmak proje yöneticisi için yeterli değil. Bu bilgiler, kitaplarda zaten var, ihtiyaç duyulduğunda bakılabilir. Bir projede önemli olan konu iletişimdir. Proje paydaşları ile etkin bir iletişim kuramıyorsanız, projeyi yönetemiyorsunuz demektir ki bunun sonucu kaçınılmaz bir başarısızlıktır. Başarısızlığın sorumlusu, işi yapanlar değil, projeyi yöneten kişidir.
Deneyimlerimde proje yöneticisi görevi almış birçok kişi gördüm, konuştum. Birçok yerde rastladığım durum; bu adam işini çok iyi yapıyor bu projeyi o yönetsin… Şuna benziyor, kişi inşaat ustası çok iyi duvar örüyor o zaman şuraya dikeceğimiz 3-4 katlı binayı da bu usta yönetsin. Ya da bir yazılım şirketinde yazılım geliştiren, kod yazan bir kişi var. Çok iyi kod yazıyor, konusunda uzman o zaman bu projeyi ona verelim, nasıl olsa işi biliyor o yönetsin! Üzerine proje yöneticiliği görevi verilmiş kişi ile konuşuyorsunuz, tam olarak ne yapacağını bilmiyor. Bildiği bir şey var, o da kod yazmak. Görevi verenlerle konuşuyorsunuz, onların içi rahat. Maalesef bu yaklaşım, projenin başarısız olmasına neden oluyor. Literatürde buna “halo effect” deniliyor. Bir kişinin iyi bir özelliğinden dolayı her şeyi yapabilmesi düşüncesi… Bir diğer nokta da işler ilerlerken bir sorun çıkıyor ve proje yöneticisinin bildiği bir konu ise o hemen kolları sıvayıp işi yapmaya çalışıyor. O işe daldığı için diğer problemleri göremiyor, bir aksiyon alamıyor.
Bir projede, büyük resmi görebilen, paydaşları yönlendiren, güçlü iletişim becerilerine sahip yöneten bir kişiye ihtiyaç var.

Posted October 28th, 2009. Add a comment

Bugün PMI Türkiye’nin IBM’de etkinliği vardı. IBM bugünkü etkinliğe ev sahipliği yaptı. Yaz tatilinden sonra etkinlikler başladı. Katılım, sunumlar, katılımcılar arasındaki paylaşım oldukça iyiydi. Sunumlarda çok güzel sorular soruldu ve verimli bir paylaşım oldu. Her toplantıda katılımcı sayısında artış oluyor, bu durum memnuniyet verici. Proje Yönetimi bilinci bu tip etkinlikler ile daha da yaygınlaşacak. Bugünkü etkinliğin programı:


PMI Turkey chapter, PMI’ya kayıtlı bir dernek. PMI TR’ye üye olabilmek için ilk önce PMI’ya üye olmak (ilk katılım 129$, sonraki yıllar 119$) ve sonrasında da yine www.pmi.org üzerinden Turkey chapter için 25$/yıl ödemek gerekiyor. PMI Türkiye’nin faaliyetlerinin artması için üye sayısının da artması gerekiyor. PMP olsun, olmasın proje yönetimi ile uğraşan, ilgilenen herkesi PMI Türkiye’ye bekliyoruz.
Daha önceki yazılarımda bahsetmiştim, PMBOK 4th edition Türk Telekom’un sponsorluğunda Türkçe’ye çevirildi. Türkçe çeviri çalışmalarının koordinasyonunu PMI Türkiye yaptı. Ben de bu çeviri sürecinde danışma kurulunda yer aldım ve destek verdim. PMBOK 4 Türkçe şu anda baskıya hazır. Hazırlıklara göre kitap Kasım ayında çıkacak ve üniversite, belediye, büyük kurumlar, arge yapan şirketlere öncelikle dağıtılması planlanıyor. Sonraki aşamada bu kitabı edinmek isteyenler PMI Türkiye’den satın alabilecekler. Bu kitabın Türkiye’deki proje yönetimi çalışmalarına önemli bir katkısı olacağına eminim. Vurguladığım gibi proje yönetimi ile ilgilenen herkesin PMI Türkiye‘ye üye olmasını ve etkinliklere katılmasını bekliyorum.

Posted September 29th, 2009. 2 comments
2008 yılının Aralık ayında, CAPM (Certified Associate Project Manager) sertifikası ile ilgili bir yazı yazmıştım. Bu sertifika için PMP’de istenilen 4500 saat tecrübe yerine 1500 saat proje tecrübesi isteniyor, PMP’deki gibi proje yönetmiş değil projenin içerisinde yer almış kişiler başvurabiliyor. PMP’den önceki adım… Dünyadaki CAPM sayısını ve CAPM sertifikasına sahip kişilerin listesine ulaştım. Bugün itibarı ile, 2004 yılından bugüne, toplam 1000 kişi CAPM sertifikasına sahip olmuş.
Listeye baktığınızda Arjantin, Avusturya, Bulgaristan, Şili, Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Mısır,Jamaika, Litvanya, Lüksemburg, Portekiz, Tunus, Ukrayna, Uruguay’da 1′er adet CAPM var.
Diğer ülkelerdeki CAPM sıralaması:
Umman, Panama, Katar, Rusya, Sırbistan, Slovakya, İsveç 2 kişi
Endonezya, İrlanda, Kuveyt 3 kişi,
Japonya, Pakistan 4 kişi,
Norveç, Romanya, Singapur 5 kişi,
Lübnan’da 6 kişi,
Ürdün, Malezya ve İtalya, Peru, İspanya 7 kişi,
Filipinler 8 kişi,
Hollanda 9 kişi,
Polonya 10 kişi,
Yeni Zelanda 11 kişi,
İsviçre 12 kişi,
Gana 15 kişi,
Birleşik Arap Emirlikleri 16 kişi,
Suudi Arabistan 19 kişi,
Güney Afrika 27 kişi,
İngiltere, Nijerya 37 kişi
Geriye kalan büyük çoğunluk Hindistan, Amerika ve Kanada’da…
Rakamlardan görüldüğü gibi birçok avrupa ülkesinde bile iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda CAPM var. Listede maalesef Türkiye yok. Çevremdeki insanların hem PMP hem de CAPM olması için çaba sarf ediyorum. Herkes PMP olmayı daha çok istiyor ve ona yoğunlaşıyor. Fakat CAPM olabilecek kişiler de var ama maalesef talep görmüyor. Listeden de gördüğümüz gibi diğer ülkelerde de benzer bir durum var, pek talibi yok. Özellikle üniversiteden yeni mezun olmuş, 1-2 yıllık tecrübesi olan kişilere CAPM’yi öneriyorum. Daha önce de Türkiye’de CAPM duymamıştım ve bugün ulaştığım liste ile bu kesinlik kazandı.
Daha önceki bir yazımda belirtmiştim, Türk Telekom sponsorluğunda PMBOK Türkçe’ye çevirildi, ben de danışma kurulunda bu çeviriye destek oldum. Şu anda baskıda ve 1-2 ay içerisinde piyasaya çıkacak. PMI Türkiye chapter’ı aynı zamanda PMP sınavlarının Türkçe yapılabilmesi için PMI ile görüşüyor. İnşallah 2010′da sınavı Türkçe alabileceğiz. Türkçe PMBOK hem PMP hem de CAPM sayısının artmasına destek olacaktır diye düşünüyorum. PMI Türkiye chapter’ı PMP sayısının artması için çaba sarf edecek. CAPM’ler için de çaba sarf edilecektir. Bizler de çabamızı sürdürerek destek olmaya çalışacağız. Proje Yönetimi bilinci yayıldıkça umarım CAPM olmak isteyenler de çıkacaktır.Türkiye’ye de CAPM gerekiyor. Bakalım ilk CAPM kim olacak
Bugün, 02.09.2009, bu yazıma Erdem Seherler bir yorum yazmış ve Türkiye’de CAPM sertifikasına sahip kişilerin olduğunu (5 kişi) vurgulamış hatta bir kişinin soyadını vermiş. Soyadını kullanarak tekrar sorguladım ve Türkiye’den bu kişinin 2007 yılında CAPM sertifikasını almış olduğunu gördüm. Ben CAPM listesine PMI’dan % (wildcard) kullanarak ulaştım ama sanırım bir sorun olmuş ki bütün listeye ulaşamamışım. Erdem’e teşekkür ediyorum.
Bu durumda bizde de CAPM sayısının artması gerekliliğini tekrar vurguluyorum ama yazımın en son cümlesinin, “Bakalım ilk CAPM kim olacak”, geçerliliği kalmıyor…

Posted August 29th, 2009. 9 comments