Yaşam

Head First PMP 3.Baskı

head firstYaklaşık 3 sene önce Head First PMP Türkçe baskısı hakkında bir yazı yazmıştım.  O zaman Türkiye’deki PMP sayısı 1000 tane civarındaydı. 2011 yılında PMP sınavları PMI TR’nin desteği ile Türkçe alınmaya başlamıştı. Sınavlar Türkçe alınmaya başlamıştı ama piyasada Türkçe yardımcı kitap yoktu. O zaman Fatih Ünal bir çalışma yaparak bu kitabı Türkçe’ye kazandırmıştı. Sonrasında verdiğim eğitimlerde bu kitabı referans olarak göstermiştim. Bu 3 sene içerisinde PMP sayısı 1900’lerin üstüne çıktı.

Anlatım dili gerçekten çok başarılı bir kitap. Görsel olarak konuları aktardığı için çok kolay anlaşılıyor. Kitabın 3.baskısı da çıktı. Bu yeni baskısı PMBOK 5’e göre düzenlenmiş. Yeni PMBOK verisyonuna göre hazırlanan bu kitabı herkese öneriyorum. Sadece PMP sınavına hazırlık için değil proje yönetimi konusunda bir baş ucu kitabı olduğunu düşünüyorum.

Kitabı aşağıdaki adreslerden bulabilirsiniz.

 

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=590158&sa=174554669

http://www.kozalakkitap.com/U30,25,head-first-pmp-turkce-proje-yonetimi-jennifer-greene.htm

 

 

Share

19-20 Eylül 2014 Proje Yönetimi Zirvesi

PM Summit

 

19-20 Eylül tarihlerinde PMI Türkiye tarafından Proje Yönetimi Zirvesi (PM Summit) düzenleniyor. Bu sene beşincisi düzenlenen zirve İTÜ Maçka kampüsünde İşletme Fakültesinde gerçekleştirilecektir. Zirve, hem akademik hem de profesyonel dünyayı bir araya getirecek. Bu sene zirvenin teması “Değişim” (Change). Projelerde değişim yönetiminden değişim projelerinin yönetimine kadar zengin bir içerik ile 100 kadar konuşmacı yer alacak. 400’ün üzerinde katılımcı bekleniyor.

PMI Türkiye olarak, zirvenin hazırlanmasında, bu sene fark yaratmak için çok çaba sarf ettik. PMI Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı olarak hep birlikte keyifli, verimli ve proje yönetimi ile dolu olarak iki gün geçireceğimize eminim. Bu projede çalışan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Zirve’nin detaylarına http://summit.pmi.org.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Share

Sertifikalar

Evet, artık hayatımızın hemen hemen her noktasında sertifikalar var. Yıllardır Bilişim ve Telekomünikasyon sektöründe çalışıyorum şimdiye kadar gördüğüm, duyduğum sertifika sayısı 100’ü geçmiştir herhalde. Teknik olarak çalışan kişiler için bir sürü sertifika var. Benim mezun olduğum zaman böyle değildi. Şimdi mezun olanlar sertfikaları almak için çaba sarf ediyorlar. Niye?

Bu sertifikaların uluslarası geçerliliği var. Dünyanın herhangi bir yerinde tanınıyor. Bulunduğunuz ülkedeki en iyi üniversiteden mezun olmanızın bir esprisi yok. Dünyaca adı bilinen Amerika’daki MIT, Stanford, Harvard gibi okullardan mezun değilseniz üniversitenizi tanımıyorlar. Diplomayı almak için yıllarınızı vermişsiniz, çalışmışsınız ama dünyaya açılmak istediğinizde diplomanız yeterli olmuyor.

Peki aldığınız sertifika sizi o konuda uzman yapıyor mu? Elbette yapmıyor. Ama o sertifikayı elinizde bulunduruyor olmanız bir pozisyon için eleman seçiminde sizi bir adım öne çıkartıyor. Bu böyle…

Sertifikalar konusunda dünyaya baktığınız zaman Çin gibi, Hindistan gibi nüfusu büyük olan ülkelerde yaşayan kişilerin bu sertifikaların peşinde koştuklarını görüyorsunuz. Görünen o ki hangi konuda uzmansanız, çalışıyorsanız o konuya ilişkin sertifikayı almakta fayda var. Ben de 40 yaşımdan sonra sertifikalara yöneldim.


Share


Share

Sigara yeniden

29 Ekim tarihinde ameliyat oldum. Evde küçük bir kaza başıma ciddi sorun açtı. Sandalyeden düştüm ve kalça kemiğimi kırdım.

O günden bugüne (16 Kasım) sigara içmiyorum. Günde 2 paket içiyordum bu vesile ile kurtuldum. 7 sene önce de bırakmıştım ve 2.5 yıl sürmüştü. Artık yaşım da ilerledi herhalde bir daha başlamam.

Share

Pareto Kuralı, 80:20

80:20 kuralını pek çoğumuz bir şekilde duymuştur. Pareto kuralı olarak da bilinir. Peki nedir bu pareto kuralı? 1848 – 1923 tarihlerinde yaşamış olan İtalyan Vilfredo Pareto, bu kuralı ortaya koymuş. Kendisinin mühendis, sosyolog, ekonomist ve filozof olduğu kayıtlarda yazıyor. Vilfredo Pareto 1906 yılında İtalya’da yaşayan insanların %20’sinin toprakların %80’inine sahip olduğunu gözlemlemiş.

 

Genel bir işletme kuralıdır satışların %80’i müşterilerin %20’sinden gelir. Örnekler çoğaltılabilir…

  • şikayetlerin %80’i, müşterilerin %20’sinden gelir
  • satışlarınızın %80’i, satış ekibinizde çalışanların %20’sinden gelir
  • zamanımın %20’si, çözümün %80’inini oluşturur
  • paydaşların %20’si, %80 dikkat ve özen gerektirir

Proje Yönetiminde de Pareto kuralı kullanılır. Başka bir yazıda proje yönetiminde pareto kullanımını aktarmaya çalışacağım.

Hayatımıza bakarsak birçok şeyin bu kural etrafında seyrettiğini görebiliriz. Zamanımızın ve enerjimizin kullanımı 80:20 kuralı ile harcanıyor. Hayatımızı pareto kuralı çerçevesinde incelediğimizde hangi işe ne kadar zaman ayırdım ve ne elde ettim? Bu şekilde bakarsak belki işlerimizi önceliklendirmede yardımcı olur.




Share


Share

Avea’dan ayrılışım…

31 Mart 2011 tarihi itibarı ile Avea’dan ayrıldım. Avea’da 3 yıl çalıştım. 2010 Aralık ayının sonuna kadar Program Yöneticisi, 2011 Ocak ayından itibaren de Proje Yöneticisi olarak görev aldım. Aldığım görevlerin dışında Avea’da Proje Yönetimi kültürünü yerleştirmek için yaklaşık 100 kişiye eğitim verdim. Bu arkadaşlarım içinden 46 tanesi şimdiye kadar zorlu PMP sınavını geçerek PMP de oldular. Bu yılın sonuna kadar da 7-8 kişi daha PMP olacaktır. Daha önceki yazılarımda da vurgulamıştım hepsiyle gurur duyuyorum.

Bu kadar kişiye yaptığım iş dışında eğitim de verdiğim için şirketle aramda duygusal bir bağ oluştu. 22 yıldır çalışıyorum, birçok kişiyle çalıştım daha önce ama bazılarını unutmuşumdur. Fakat Avea’daki arkadaşlarımı unutmayacağım. Çok keyifli bir dönem geçirdik onlarla birlikte…

Bugün, 20 Nisan 2011,  Avea’daki çalışma arkadaşlarımla öğlen birlikte yemek yedik. Bu bir veda yemeğiydi. Benim vedam… Çok şanslıyım, bu veda yemeğinde yaklaşık 50 kişi vardı, çok duygulandım, çok memnun oldum. Gelemeyenler de telefonla aradılar. Ayrıca benim için çok özel ve güzel bir saat hediye ettiler. Şimdiye kadar rastlamadığım büyüklükte bir topluluk… Beni seven ve benimle bir öğlen yemeğinde bir arada olmak isteyen tüm arkadaşlarıma teşekkürler. Sizleri unutmam mümkün değil, hediye olarak verdiğiniz saati de sizleri anarak özenle kullanacağım.

Yemekten birkaç fotoğrafı da aşağıda paylaşıyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

Share

Dünya İstatistik Günü, 20 Ekim 2010

20 ekim tarihi dünya istatistik günü olarak kutlanıyor. 20 Ekim 2010 tarihi bu kutlamanın ilk tarihi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 64/267 sayılı kararnamesi ile, 20 Ekim 2010 tarihinin “Resmi İstatistiklerdeki Başarıların Kutlanması” ana teması altında ve hizmet, doğruluk ve profesyonellik ana ilkeleri göz önüne alınarak “Dünya İstatistik Günü” olarak kutlanması kararlaştırılmıştır. Üye ülkelerin yanı sıra, Birleşmiş Milletlere bağlı alt kuruluşlar, diğer uluslararası ve bölgesel kuruluşlar ile sivil toplum örgütlerinin de söz konusu kutlamaya katılımı teşvik edilmektedir.

Ben de lisans eğitimini İstatistik üzerine yapmış ve bu konunun önemini bilen bir kişi olarak dünya istatistik gününü kutluyorum. Bizde bu konuya yeterince önem verilmediğini düşünüyorum ama zamanla bu bilinç artacaktır, buna inanıyorum. Daha önce yazmış olduğum bir yazıda, “Matematik yerine İstatistik”,  Prof Dr. Arthur Benjamin’in vurguladığı ve benim de aynı fikirde olduğum yaşayan insanların istatistik bilmesi, olaylara istatistiki olarak yaklaşması hayatımızı kolaylaştıracaktır.

Bilinirliğin artması adına ülkemizde de istatistik konusunda etkinliklerin çoğalmasını bekliyorum.

Share/Save/Bookmark

Share

Nook e-kitap okuyucu

Şirketten arkadaşım, Murat, bayramda Amerika’ya gitti. Öncesinde hem o hem de ben e-kitap okuyucu için araştırma yapmıştık. Birçok kişinin bildiği Amazon’un Kindle’ı ve Barnes & Noble’ın Nook’u bu konuda öne çıkıyor. Farklı markaların başka okuyucuları da var. Daha önce bu ürünleri inceleme fırsatımız da olmamıştı. Internet’ten yaptığım araştırmalarda benim değerlendirmeme göre Nook, Kindle’a göre daha öne çıktı ve Murat’a Nook siparişi verdim. Bu cihazları Türkiye’den sipariş ederek getirtemiyorsunuz. Ancak giden birisine sipariş etmek gerekiyor.

20 Eylül’de Murat Amerika’dan döndü ve sipariş ettiğim Nook’u getirdi. O da kendisine Kindle aldı. Kindle 139$, Nook ise 149$ fiyatla satılıyor. Her ikisi de e-ink teknolojisini destekliyor ki cihaz üzerinde bir dokümanı okumaya çalışınca sanki bir kağıt üzerinde yazılmış gibi görüyorsunuz. Bunu sağlayan da e-ink teknolojisiymiş. Bu cihazlar farklı formattaki dokümanları destekliyor. Her ikisinde de pdf formatında bir dokümanı okuyabiliyorsunuz. Bununla birlikte Nook’un desteklediği e-kitap formatı “e-pub”, Kindle’ınki ise “mobi”. Kitaplar için para ile satın alınabilen Amazon ya da Barnes & Noble gibi siteler var, aynı zamanda ücretsiz kitap edinebilecek siteler de mevcut. Maalesef henüz Türkiye’deki e-kitap sayısı çok az. Idefix, D&R gibi web sitelerinde Türkçe e-kitap’lar var ama vurguladığım gibi az. 2 haftada Nook’tan iki kitap okudum. Oldukça  başarılı. Kitap okuyan bir kişi için güzel bir cihaz, binlerce kitabı fiziki olarak bir yere yerleştirme zahmetinden sizi kurtarıyor. Kağıt gibi olduğu için karanlıkta ekstra dışarıdan ışığa ihtiyaç var. Cihazın üstüne takılabilen aydınlatma aksesuarlarını da piyasaya sürmüşler.

Niye Nook seçtim? Kindle ile Nook karşılaştırınca her ikisinin de avantaj ve dezavantajlı özelliklerinin olduğunu görüyorsunuz. Öncelikle Kindle, Nook’tan daha hafif. Ayrıca Kindle’da sesli okuma özelliği var. Nook ise Android tabanlı bir cihaz. Üstündeki işletim sistemi kırılabiliyor. Böylelikle birçok ilave özellik kullanıma geliyor. Nook’u Kindle’dan ayıran diğer önemli farklar ise Nook’ta pil değiştirmek mümkün ve üzerine microSD ilave bellek takılabiliyor. Ayrıca üzerindeki yazılım güncellenebiliyor. Nook’un bu özellikleri, Kindle’dan daha ağır olmasına rağmen, Nook’u seçmeme neden oldu. Seçimimden memnunum. Bu konu ile ilgilenenlere tavsiye ediyorum. Google’dan topladığım karşılaştırma linkleri aşağıda, inceleyebilirsiniz.

http://ezinearticles.com/?Kindle-Nook-Comparison—Which-E-Reader-is-Right-For-You?&id=4514665

http://comparisonz.com/comparisons/100142/kindle-vs-nook/

http://www.teleread.com/2010/08/04/comparison-of-kindle-wifi-and-nook-wifi-by-kindle-review/

http://ireaderreview.com/2010/04/24/kindle-vs-nook-review-2010/

e-kitap okuyucularla ilgili Türkiye’deki en kapsamlı araştırma ve inceleme, dilerseniz aşağıdaki link’i inceleyebilirsiniz.

http://gofret.wordpress.com/2010/12/18/turkiye%E2%80%99deki-en-kapsamli-e-kitap-okuyucu-arastirmasi-ve-incelemesi/

Share/Save/Bookmark

Share

Güzel kızım, Zeynebim, bugün Amerika’ya uçtu…

Daha önce de birkaç yazımda vurgulamıştım blog’uma olabildiğince iş ağırlıklı yazılar yazıyorum. Arada sırada hobilerim ve kendi yaşamım ile ilgili yazılar da yazıyorum. Bugün yaşadığım yoğun duygular ve düşündüklerimin kayıt altına alınması için bu yazıyı yazmak istiyorum.

Kızım, Zeynep, bugün 12:15’de Delta Airlines ile Amerika’ya uçtu. Öğrenci Değişim programı kapsamında geçen sene sınava girdi ve başarıyla geçti. Yaklaşık 2 yıldır bunu kendisi istiyor. Lise 3’ü orada okuyacak. Bu kendi kararıydı. Eşim ve ben onu yönlendirmedik. Kendi vermiş olduğu karardan dolayı onu destekledik. Son3-4 aydır hazırlıkları sürüyordu. Eşim inanılmaz koşturdu, hazırlıkları için en ince detayına kadar uğraştı onu hazırladı. Bu hazırlık sürecinde içimde oluşan duyguları anlatamam. 17 yıldır kızımla beraberiz. 2 sene önce 1 aylığına İngiltere’ye gitmişti. En uzun ayrı kaldığımız süre oydu ama o zaman bu kadar etkilenmemiştim. Bu sefer çok daha uzun bir süre…

Zeynep, Amerika’da Virginia Beach şehrinde kalacak. Okyanus kıyısında 500.000 nüfusu olan sevimli bir yer. Kalacağı ailenin biri 17 yaşında diğeri de 12 yaşında iki kızı var. Anne öğretmen, baba bankacı. Gideceği yer belli olduktan sonra Zeynep aileyle iletişim kurdu. Aile heyecanla Zeynep’i bekliyor. Oradaki ailesi bizlere ve kendisine çok sıcak mesajlar gönderdiler. Eşimle benim ilk başlardaki tedirginliğimiz gitti. Zeynep’in yaşında olan Victoria diplomat olmak istiyormuş. Türkiye ve Türkçe ile ilgileniyor. Geçen sene Ankara’ya gelmiş bir süre kalmış. Bu yıl da Istanbul’a Türkçe öğrenmeye geldi Temmuz başında ve 6 hafta burda kaldı. Zeynep gitmeden Victoria ile tanışma fırsatı oldu. Bu onun için çok iyi oldu. Onun da içinde bazı tedirginlikler vardı. Amerika’da beraber olacağı, aynı evde yaşayacağı kardeşi ile tanışmış olduğu için kendini iyi hissetti.

Oldukça uzun bir süre bizim için. Bugün yolcu ederken içimiz iyice parçalandı, duygulandık, göz yaşlarımıza hakim olamadık. Onu çok ama çok özleyeceğiz. Programın bize aktardığı diğer bir konu da anne ve baba, çocukla 6 ay yüz yüze görüşemiyor. Anne, Baba olarak baktığınızda bu durumu kabul edemeseniz de bunun haklı nedenleri var. Bakalım biz gidebilirsek Şubat ayında onu görmeye gidebileceğiz.

Evet bu, Zeynep’in kararıydı ve bu kararına sıkıca tutundu. Kafa olarak kendini hazırladı ve gitti. Zeynebime güveniyorum, başarılı olacağına eminim. Yolun açık olsun bitanem, seni çok seviyorum.

Share

Koçluk devam…

Geçen yıl Koçluk Eğitimi ile ilgili bir yazı yazmıştım. Yazıda da vurguladığım gibi ben ve şirkette çalışan birkaç arkadaşım “iç koç” olarak görevlendirildik. 2009 Temmuz ayında almış olduğumuz eğitim sonrası bu görevimize başladık. İnsan Kaynakları departmanı hepimize birer danışan atadı. Danışanları atarken iç koçların bulundukları bölümler ile danışanların bölümlerinin farklı olması için özen gösterildi. Ben Teknoloji grubunda çalışıyorum. Danışan olarak bana, Ağustos ayında, Pazarlama grubundan bir arkadaşı danışan olarak atadılar. Danışan arkadaşlarımızı da kısa bir iç eğitimden geçirdi İnsan Kaynakları departmanı. Onlar da girecekleri bu süreç için ön hazırlık yapmış oldular. Ağustos ayında danışanımla koçluk görüşmelerine başladık. 6 ay toplam 12 saat sürecek bu süreç için eğitimde neler yapmamız gerektiği konusunda çalışmıştık. İlk buluşma, tanışma toplantısı olarak geçti. Sonra sürece başladık. Eğitimde gördüğümüz tekniklerden en bilineni çok rahat bir şekilde danışanla beraber uyguladık. Benim için ilk başlarda biraz zordu. Her toplantıya bir gece öncesinden hazırlanarak gidiyordum. Kendimi en sıkıntılı hissettiğim şey güçlü soruları soramamaktı. Onun için bir gece önceden hazırlanmaya çalışıyordum.Hangi soruları soracağım, nasıl duracağım vs. Bu arada 4. ve 8.seans sonlarında koçluk eğitimi almış olduğumuz kişi ile koçluk sürecini gözden geçirdik. İnsan Kaynakları departmanı da iç koç olarak bizlere bir kitap hediye etti. Julie Starr – The Coaching Manual, bu konuya yeni başlayanlar için dili anlaşılır güzel bir kitap.

Danışanım gerçekten bu süreç sonunda ciddi bir ilerleme gösterdi. Süreç sonunda danışan benim için bir rapor hazırladı ben de onun için bir rapor hazırladım. Hem yöneticisinden hem de İnsan Kaynaklarından pozitif geri dönüşler oldu. Danışanın hedeflerine ulaşması, kendine ayna tutmayı öğrenmesi benim için de çok anlamlıydı. Onun ilerleleyişini görmek beni de çok memnun etti. Evet, bu işi de yapabileceğimi görme fırsatım oldu. Bana katkısı ne oldu? Eskiye göre güçlü soru sormaya çalışıyorum artık.

Şimdi ikinci bir danışan atadılar. O da pazarlama grubundan. Yarın da onunla bu sürece başlayacağız. Bu ikinci sürecin, ilk sürecin tekrarı olmamasını arzu ediyorum. Bu süreçten de hem danışanım hem de ben yeni deneyimlerle çıkarız inşallah.

Share