Matematik yerine İstatistik

Bu yazımın konusu ile bağlantılı olduğu için biraz kendimden bahsetmek istiyorum. Ben İstatistik bölümünden mezun oldum. Daha sonra Endüstri Mühendisliğinde yüksek lisansa devam ettim ve sonra da Bilgisayar Mühendisliği bölümünde yüksek lisans yaptım. Yüksek lisans çalışmalarımı mühendislik bölümlerinde yaparak mühendislik bakış açısını da kazandım. Üniversitede İstatistik okumanın bana çok şey kattığını düşünüyorum. Ne kattığını aktarmaya çalışacağım.

İstatistik bana ne kattı? Yoğun matematik içerisinde yoğruldum. İstatistiksel yöntemleri ve olasılık öğrendim. Mühendislik bölümlerinde okuyan kişiler de aynı şekilde matematik içerisinde yoğruluyor. Üniversitede okurken bir hocamız, adını anmadan geçmeyeceğim Prof Dr. Mehmet Şahinoğlu, bizlere şunu söylemişti. “Mühendislik olaylara/ konulara deterministik (belirleyici) bakar ama İstatistik, probabilistik (olasılıklı) bakar. İkisi arasındaki fark budur.” Bu hocamızın Elektronik Mühendisi olduğunu belirteyim. 25 sene öncesinden bu yana hocamızın verdiği bu mesaj aklımdan çıkmadı. İstatistik okumam, olaylara probabilistik bakma imkanı verdi.

Üniversitelerde matematik (calculus) dersleri veriliyor. İnsanların aldıkları matematik dersleri günlük yaşamda ne kadar kullanılıyor? Alışveriş yaparken basit 4 işlem, toplama-çıkartma-çarpma-bölme, kullanıyoruz, . 4 işlemi ilkokul’da öğreniyoruz. Bunun dışında kullanılıyor mu? Hayır! Peki, “calculus” yerine öğrencilere İstatistik-Olasılık dersi verilse daha iyi olur mu? Günlük yaşamlarında bu öğrendiklerini kullanabilirler mi? Evet kullanabilirler. Kesinlikle çok daha iyi olacaktır. İnsanlar olaylara olasılık çerçevesinde bakıp, risk analizi yaparak ve olasılıkları değerlendirerek durumu analiz edebilecekler.

Matematik yerine İstatistik eğitimi verilmesi tezini destekleyen bir video’yu sizlerle paylaşmak istiyorum. Daha önceki bir yazımda, Koçluk Eğitimi,  dünyaca ünlü kişilerin konuşmacı olarak katıldıkları “TED Ideas Worth Spreading” platformundan bahsetmiştim. Prof Dr. Arthur Benjamin‘in TED’de yaptığı “Matematik eğitimini değiştirme formülü” konuşmasını, Türkçe alt yazı ile, aşağıdaki video’dan izleyebilirsiniz. Dr. Benjamin, Matematik yerine İstatistik dersi verilmesini öneriyor. İstatistik risktir, rastgeleliktir, verileri anlamaktır, eğilimleri analiz etmektir diye vurguluyor ve bunu günlük yaşamımızda kullanabileceğimizi bu heyecanlı konuşmasında belirtiyor. 3 dakikalık kısa bir video, izlemenizi tavsiye ediyorum. Diğer konuşmalarına, “www.ted.com” adresinden ulaşabilirsiniz.

Share/Save/Bookmark

Share

XBOX 360 Project Natal

Microsoft, Haziran ayı başında Electronic Entertainment Expo (E3) fuarında oyun dünyası için yeni projesini, Project Natal, duyurdu. XBOX 360 oyun konsolu için geliştirilen bu proje, şimdiye kadar gördüğümüz, duyduğumuz, kullandığımız oyun anlayışını tamamen değiştiriyor.

TV’nin üstüne ya da altına yerleştirilen bir kutu ile hareketleriniz, sesiniz, vücudunuz algılanabiliyor. Bu kutunun içinde kamera, mikrofon ve algılayıcılar var ve içinde bulunduğunuz ortamı hassasiyetle algılayabiliyor. Bu da sizin oyunları bulunduğunuz yerde ellerinizi oynatarak, odanın içinde dolaşarak, zıplayarak, yumruk atarak kontrol etmenizi sağlıyor. Sadece oyun oynamakla kalmıyor, ellerinizi oynatarak menüler arasında dolaşmanızı sağlıyor.Kutunun içinde bulunan kamera yüzünüzü teşhis edebiliyor, sesinizi tanıyabiliyor.

XBOX 360 Project Natal, 2010 yılında piyasaya sürülecekmiş. Gerçekten inanılmaz, oyun kumandası yok, kablo yok, oyunu hareketlerinizle yönetebiliyorsunuz. Bu teknoloji hayatımızda başka alanlara da yansıyacaktır. Teknolojinin hızına yetişmek imkansız, bakalım daha neler göreceğiz.

Bu muhteşem oyun konsolunu video’da izleyin…
Share/Save/Bookmark

[dailymotion]http://www.dailymotion.com/video/x9i3h6_project-natal-xbox-360-le-jeu-video_videogames[/dailymotion]

Share

Koçluk eğitimi

Geçen sene şirketimizde,Avea, çalışan yöneticiler için “Yönetici Koçluğu” alma imkanı verildi. Ben de bu imkandan faydalandım. İlk seansa biraz tedirgin gittim. Fakat koç’um ile uyum sağladık, benim için oldukça keyifli ve verimli 12 saatlik süreci tamamladık. Bu süreç kendi değerlerimin, kişisel özelliklerimin farkında olmamı sağladı ve işime yansıtarak hedefime ulaştım. Bir koç, danışanına mentor gibi yol göstermiyor. Danışanın kendi özelliklerinin farkına vararak kendisinin hedefe ulaşması için yardımcı oluyor. Koçluk alan kişinin (danışan) kendine ayna tutmasını sağlıyor. Süreç sonunda bir insanın nasıl bir doktoru, diş hekimi oluyorsa koç’u da olmalıdır düşüncesini benimsedim. Gerçekten çok faydasını gördüm.

Bizler bu koçluk sürecini tamamlayınca hem koçumuz hakkında hem de kendi gelişimimiz hakkında rapor hazırladık. Aynı şekilde koçumuz da bizim için rapor hazırladı. Şirketimiz yöneticilere aldırdığı bu koçluk sürecinin sonunda şirket içinde “iç koçluk” programı başlatmaya karar verdi. Böylece şirket içerisindeki diğer çalışanların da koçluk hizmetinden faydalanması imkanı doğdu. Ben de iç koçluk programının içerisinde yer almak istediğimi, iç koç olarak görev alabileceğimi belirttim. İsteğimi besleyen şey, eğitmen kimliğim. Zaten şirket içerisinde eğitim veriyorum. İnsanlara bir katkıda bulunduğumu, onların benden bir şeyler aldığını gördüğüm zaman kendimi çok iyi hissediyorum. İnsan Kaynakları bölümü, benim gibi istekli arkadaşlar içinden 12 kişiyi, bazı kriterler çerçevesinde iç koç olarak belirledi. Danışanlarımız da belirlendi.

Bu hafta koçluk eğitimlerine başladık. Eğitim çok keyifli geçiyor, hem teknikleri öğreniyoruz hem de denemeler yapıyoruz. Bizler daha önce koçluk aldığımız için eğitimden faydalanıyoruz. Yarın eğitimimizin son günü. Ağustos ayı başından itibaren 6 ay süre ile bu danışanlarımıza koçluk yapacağız. Bu pilot bir uygulama olacak. Bu sürecin sonunda, eğer süreç başarı ile tamamlanırsa, iç koç sayısını arttıracaklar ve şirket içinde yaygınlaşmasını sağlayacaklar. Ben teknik bir insanım, 20 yıldır çalışıyorum. İnsan psikolojisi ile pek ilgilenmedim. İnsanları yönetici olarak yönlendiriyorum, süre baskısı olunca şunu yap, bunu yap gibi daha baskıcı olabiliyorum. Karşımdaki insanın bir sıkıntısı varsa hemen çözüm öneriyorum. Ama koç’un kesinlikle böyle davranmaması gerekiyor. Çözüm önermek yok, danışanın kendi çözümlerini kendisinin bulmasına yardımcı olmak gerekiyor. Benim deneyimime sahip bir insan için gerçekten çok zor bir durum. Eğitimi veren hocamızla da bu konuyu konuştuk. O da ilk başlarda çuvallayabileceğimizi, kendisinin de bunu yaşadığını ve bunun normal bir durum olduğunu vurguladı. Biraz içimiz rahatladı ama yine de tedirginlik var. Süreç başlayacak, danışanlarımız bizi değerlendirecek ve biz de kendimizi göreceğiz.

Bakalım, kafa olarak kendimi hazırlıyorum. Çok istekliyim, kendimi bu konuda geliştirmem gerekiyor, bunu biliyorum. Okumam gereken birçok doküman var ve öğrendiklerimi uygulayarak kendimi geliştireceğim. Bu süreci başarıyla tamamlamak için elimden geleni yapacağım. Belli olmaz, bu konuya kendimi kaptırırsam, belki bir gün hayatıma bir koç olarak devam ederim 😉

Eğitimimizin ikinci gününde eğitmenimiz orkestra şefi Benjamin Zander’in TED’de yaptığı sunumu bizlerle paylaştı. Zander’in müzik ve tutku üzerine yaptığı sunumu alt yazı seçeneğini kullanarak izleyebilirsiniz. Oldukça etkileyici ve eğitici bir sunum…

Share/Save/Bookmark

Share

3G’ye çok az kaldı…

30 Temmuz 2009 tarihi itibarı ile Türkiye’de 3G (3.kuşak) mobil telefon hizmeti başlıyor. Bütün GSM operatörleri gecesini gündüzüne katarak çalışıyor. 3G’nin bize sunduğu imkanlara bakınca en önemlisi hızlı internet olacak. Görüntülü konuşma da katma değerli yeni bir servis ama açıkçası ne kadar tutacak bilmiyorum. Yurtdışındaki operatörlere bakıldığında, insanlar bir veya iki defa görüntülü servisi kullanmış, sonra bırakmışlar. Açıkçası ben de kendi kendime düşünüyorum, kaç defa kullanırım, ne kadar ihtiyaç duyarım? Yakınlarımla birkaç defa görüşürüm, sonra devam etmem herhalde. Ama burası Türkiye, belli olmaz bu servis çok da tutabilir. Durum böyle olursa operatörler için yeni bir para kazanma kapısı açılacak.Türk insanı yeni servisleri kullanmayı seviyor. MSN, facebook kullanıcı sayılarına bakıldığında Türkiye, dünyada üst sıralarda. Çok meraklıyız. Artık hayatımızı maalesef masa başında geçiriyoruz.

Internet tarafına gelince, gerçekten şu anda Türkiye’de alabildiğimiz ADSL bağlantı hızından çok daha hızlı internet’e bağlanma imkanı olacak. Kurulan altyapının şu anda sunabildiği hız 14.4Mbps. Operatörler 3G altyapılarını 4G’ye hızlıca geçiş yapmak üzere kuruyorlar. Bu ne demek? O zaman 100Mbps hatta Gbps hızlara ulaşabilmek mümkün olacak. Operatörler 3G internet bağlantısını uygun fiyata verdikleri takdirde ADSL’ye ciddi bir rakip olacak. 31 Temmuz’da ancak büyük şehirlerde 3G hizmeti alabaileceğiz. Fakat 2010 sonuna kadar kapsam genişleyecek. Bu durumda cep telefonunun çektiği her yerden hızlı internet’e bağlanma imkanımız olacak. Internet artık hayatımızın bir parçası, onsuz yapamıyoruz. Gelişmeleri zaman içinde göreceğiz.

Share/Save/Bookmark

Share

Mezuniyetimin 20.yılı

Bugün ailece Ankara’ya gittik. Sebebi, ODTÜ’den mezun oluşumun 20.yılı 🙂 ODTÜ mezunlarla iletişim web sitesinden 27 Haziran’da yapılacak mezunlar günü ile ilgili ayrıntıları 1 ay önce almıştım. Kalacak yer için ODTÜ konukevinden 3 kişilik yer ayırttım. Sabah eşim Sibel ve kızım Zeynep ile birlikte yola çıktık. Öğlen 12:30 gibi ODTÜ’ye vardık. Programa göre 14:00 – 14:30 arası bölümlerde 10, 20 ve 30.yılını dolduran mezunlara madalyaları verildi. Ben 10.senemi doldurduğum zaman 10.yılını dolduranlara madalya verilmiyordu. 20 sene önce birlikte mezun olduğumuz arkadaşlardan ancak 1-2 tanesini görebildik. Maalesef herkes gelememişti. Sonrasında Kültür ve Kongre merkezinde 40 ve 45.yılını dolduran mezunlara madalyaları rektör tarafından takdim edildi. Eski yöneticilerim Ahmet Yurtseven ve Zafer Kurdakul da 40.yıl madalyalarını almak üzere gelmişlerdi. Onlarla da kısa görüşme imkanım oldu.

Eşim de ODTÜ’den arkadaşım, üniversite dönemini birlikte yaşamıştık. O da 2 sene sonra 20.yıl madalyasını alacak. Okulu tekrar dolaşma ve anılarımızı yad etme imkanı oldu. Zeynep’e hem okulu tanıttık hem de aklımızda kalan güzel olayları mekanları göstererek aktardık. Çok keyfili bir hafta sonuydu. İnşallah 40.yılımızı da sağlıklı bir şekilde kutlama imkanımız olur.

Okulun şu andaki imkanlarını görünce insan şimdi okumak varmış demeden geçemiyor. Sosyal imkanları çok çeşitlenmiş, gerçekten çok keyifli bir ortam var. ODTÜ’nün mezunlarına sahip çıkması onları bir araya getirme çabası insana büyük bir haz veriyor. Bizler de okulumuza sahip çıkmaya çalışıyoruz, ODTÜ’lü kimliğimizi gururla bütün yaşamımıza taşıyoruz. Çevremdeki gençlere bir ODTÜ’lü olarak ODTÜ’ye girmeleri için tavsiyede bulunuyorum. Zeynep’in tercihi ne olacak bilmiyorum ama o da annesi ve babası gibi ODTÜ’lü olursa bundan çok memnun olacağım.

Share/Save/Bookmark

Share

Mutlu son :-)

Sonunda yedeğini almış olduğum blog veritabanını geri yüklemeyi başardım. Yanlışlıkla silmiş olduğum yorumlar geri geldi. Hosting aldığım firma ile yaptığım yazışmalar, blog’umu takip eden Semih Yağcıoğlu’nun ve PRO-G’den arkadaşım Sezai’nin desteği ile çözüme ulaştım. Semih ve Sezai’ye destekleri için teşekkür ediyorum.

Share

Maalesef yorumlar silindi :-(

Bir web sitesini yönetmek gerçekten zor bir iş. 3 yıldır blog sitemi sürdürmeye çalışıyorum. Zaman içinde bir sürü zorlukla karşılaştım. Hosting hizmeti aldığım firma kapandı. İnsanlara ulaşamadım. Alan adını da hosting yapan firmadan almıştım. Berbat bir durumdu. Sonrasında başka bir firmaya geçtim. Blog sitemi wordpress üzerine kurdum. Günlük koşuşturmadan sonra akşamları vakit buldukça siteme girip düzeltilmesi gerekenleri yapmaya çalışıyorum.

Yazılarıma her gün yüzlerce spam yorum geliyor. Onları temizlemeye çalışıyorum. Dün 264 adet spam yorumu temizlerken yanlışlıkla “delete” link’ini kullandım ve daha önce yazılmış spam olmayan gerçek yorumlar da silindi. Geri dönüşü yok. Şu anda wordpress bunu desteklemiyor. İnsanların itina ile yazmış olduğu değerli yorumlar uçup gitti 🙁 Şimdi bu kişilere dönüp bir daha yorum yazmalarını isteyemem. Ama bununla beraber blog’umun kullanmakta olduğu veri tabanının bir yedek kopyasını da 3 gün önce almıştım. Şimdi bu yedek kopyayı geri yüklemeye çalışıyorum. Çalışıyorum diyorum çünkü hosting aldığım firmanın bana sunduğu olanaklar çerçevesinde yaptığım denemelerde sürekli hata aldım, başarılı olamadım. Zaman harcıyorum, uğraşıyorum… Bir musibet bin nasihattan iyidir derler. Bundan sonra spam yorumları çok dikkatle temizleyeceğim. Bir daha böyle bir şeyle karşı karşıya kalmak istemiyorum. WordPress kullanarak kendi sitelerini yönetmeye çalışan arkadaşlara da tavsiyem, sık sık veri tabanlarının yedeğini alsınlar ve  yorumları yönetirken de çok dikkatli olsunlar… Yapılan hatanın maalesef şu anda geri dönüşü yok.

3 gün öncesine dönmeye çalışıyorum, veri tabanının yedek kopyasını geri yüklemek için uğraşıyorum, ne kadar zaman alacak bilmiyorum, elimden geleni yapacağım.

Share

Yelkenli ile tanışma…

Bugün kızım Zeynep ile birlikte Fenerbahçe Spor Kulübü Dereağzı Tesislerinde temel seviyede yelken eğitmine başladık. Çalıştığım şirket Avea’da bu konuda bir sosyal kulüp var. Çalışma arkadaşlarımdan bazıları yelken eğitimlerine devam ediyor. Sohbetlerimizde ne kadar keyifli bir aktivite olduğunu konuşuyorduk. Daha önce yelkencilik konusunda hevesim yoktu. Zeynep için de değişiklik olur diye eşimle birlikte düşündük ve başlayalım dedik.

Şirkette bu aktiviteyi koordine eden kişilerle zamanlaması için konuştuğumuzda 4 kişinin olması gerektiğini söylediler. Geçen hafta yazışmalarımızda şirketten iki kişi daha çıktı ve bu hafta sonuna ilk dersi ayarlayabildik. Belirttiğim gibi bugün başladık. Başlangıç seviyesindeki bu eğitim, her ders 2 saat olmak üzere, 12 saat sürecek. Vurguladığım gibi çok hevesli değildim ama işin içerisine girince çok keyif aldım. Zeynep de memnun oldu. Yelkenlinin içinde çok çalıştık ve yorulduk ama keyif aldık. Sanırım bundan sonra yelkencilik aktivitesine devam ederiz.

Bugün havada pek rüzgar olmadığı için çok fazla bir şey yapamadık. Rüzgarlı olan bölgeye gidip, kısa süreli de olsa, tekneyi kullandık. Temel terimleri öğrenmeye başladık. Oldukça fazla terim var ve bunların bilinmesi gerekiyormuş. Terimlerin oturması için birkaç defa daha görerek, duyarak ve içinde bulunarak tekrarlamak gerekecek. Bu arada yelkenli ve kullanmaya yönelik terimler dışında düğüm atmayı da öğrenmemiz gerekecek. Lise yıllarımda öğrendiğim ama şimdi nasıl yapıldığını hatırlamadığım “camadan” düğümü dışında da birçok düğüm varmış. Bu düğümleri de zaman içerisinde öğreneceğiz.

Gerçekten çok keyifli bir aktivite, öğrendiklerimi zaman zaman burada paylaşacağım.

Share/Save/Bookmark

Share

Proje Yönetimi Yüksek Lisans ?

Proje Yönetimi gerçekten  önemli bir konu. Artık şirketler rekabet şanslarını arttırabilmek, ürettikleri ürün ya da hizmetleri pazara zamanında ve bütçesinde sunabilmek için proje bazlı organizasyonlar haline dönüşmeye çalışıyor. Proje ya da Program Ofislerini kendi bünyelerinde kuruyorlar. Proje Yönetimi, Türkiye’deki üniversitelerin bazı bölümlerinde ders olarak okutuluyor. Endüstri Mühendisliği bölümlerinde ders olarak işleniyor. Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinde ise Yazılım Mühendisliği dersi içerisinde konu olarak kısıtlı bilgi veriliyor. Diğer bazı branşlarda da bazı dersler içinde özet bir konu şeklinde ele alınıyor. Türkiye’de şu ana kadar benim bildiğim, duyduğum proje yönetimi yüksek lisans programı maalesef yok. Proje Yönetimi konusunda daha detaylı bilgi almak isteyen bir kişi, bu konuda eğitim veren bazı şirketlere başvurmak durumunda. Evet, Türkiye’de bu konuda faaliyet gösteren birkaç eğitim şirketi var. Bu eğitim şirketleri de bu konuda profesyonelleşmiş eğitmenler ile, eğer talep toplayıp sınıf açabilirlerse, dersler veriyorlar. Proje Yönetimi bilincinin, disiplininin yaygınlaşması için bu yeterli mi? Bana göre değil!

Ben, proje/program yönetimi konusunda çalışan bir profesyonel olarak, çevremdeki insanlarla bu konuda konuşarak ve zaman zaman şirketimde eğitim vererek proje yönetimi bilincinin yaygınlaşması için bir çaba sarf ediyorum.  Bu konuda çalışan arkadaşlarım var, onlar da çaba gösteriyorlar. Vurguladığım gibi bu tip bireysel, küçük ölçekli çabalar maalesef yeterli olmuyor.

Diğer bir açıdan bakıldığında da üstünde durulması gereken konu, piyasada bu konudaki ihtiyaç nedir? Bir kişinin proje yönetimi konusunda profesyonel bir kariyer çizgisine girmesi için şirketlerin bu konuya gereken önemi vermesi gerekiyor ki talep oluşsun.

Üniversitelerimizde de daha profesyonel eğitim alınabilmesi için proje yönetimi konusunda akademik programların açılması gerektiğini düşünüyorum. Amerika ve Avrupa’daki birçok üniversitelerde proje yönetimi konusunda yüksek lisans (MSc Project Management) yapabilme imkanı var ve çok revaçta. Daha önce bir yazımda belirtmiştim. PMI’nın PMBOK 4.baskısı büyük bir kurumun sponsorluğunda Türkçe’ye çevirildi. Ben de bu çeviri çalışmalarına danışman olarak destek oldum. Bu çalışmanın hedefi PMBOK Türkçe dokümanını üniversitelere ücretsiz vermek. Bu önemli bir çalışma. Proje Yönetimi konusunun üniversite öğrencilerine sunulması mümkün olacak ve konunun bilinirliği artıp yaygınlaşacak. PMI’ya kayıtlı PMI Türkiye chapter’ı da kuruldu. Hem PMI Türkiye hem de bu büyük kurumun desteği ile proje yönetimi konusunda daha profesyonel gelişmeleri görebileceğiz.

Bu konudaki gelişmeleri ve düşüncelerimi zaman zaman burada yazmaya devam edeceğim.

Share

Mini Helikopter

İçimdeki çocuk zaman zaman ses veriyor. Çocukların ilgi gösterdiği oyuncaklara ilgi gösteriyorum. Hevesimi bazen bastırıyor bazen de teslim oluyorum. İki sene önce bir fuarda uzaktan kumandalı bir helikopter görmüştüm. O zamandan beri oynamak ve hevesimi gidermek üzere tatmin olmak için bir helikopter alsam iyi olacak diyordum. Birkaç hafta önce ev ile ilgili bazı işleri görmek üzere Kadıköy’e indim. Elektronik malzeme satan bir dükkanın önünden geçerken 10cm büyüklüğünde bir helikopteri uçarken gördüm ve dükkan sahibi ile sohbete başladım. Ellerinde bu küçük helikopter dışında daha profesyonel helikopterler de vardı. Biraz bilgi sahibi oldum. Dayanamadım ve bu mikro helikopter’i satın aldım. Bu tip helikopterler kapalı alanlarda uçurmak üzere tasarlanmış. Infrared kontrollü olan bu helikopter’i uçurabilmek kolay değil. Kumandanın üzerinde toplam 4 kontrol düğmesi var. Fakat gerçekten zormuş, çok uğraştım ve sonunda uçurabildim. Kızım Zeynep de heveslendi. Evin içinde uçurmaya çalışıyoruz. Uçarken kontrolden çıkıyor, sağa sola çarpıyor. Tekrar tekrar deneyerek kontrol etmeyi başarabiliyorsunuz.

Çok eğlenceli, uçurabildiğim zaman sanki çok önemli bir şey başarmış gibi hissediyorum ve içimdeki çocuk mutlu oluyor. Bakalım, bu küçük oyuncak bir süre sonra daha profesyonel bir helikopter almamı gerektirebilir. Bu tip oyuncaklara ilgi gösteren herkese tavsiye ediyorum. Pahalı değil, Çin malı bu model 25-30TL civarında.

Share