9 Kasım 2008 tarihinde “Numara Taşınabilirliği” ülkemizde de başlıyor. Başlamasıyla cep telefonu operatörleri arasında sıkı bir rekabet de başlayacak. Artık dileyen 11 haneli cep telefonu numarasını değiştirmeden daha iyi hizmet alabildiği, daha ucuza konuşabildiği operatöre geçebilecek. Numarasını değiştirmek isteyen, hangi operatöre geçmek istiyorsa bayisine gidip başvuruda bulunacak, gerekli evraklarını verecek, yeni bir SIM kartı alacak ve en geç 6 gün sonra yeni operatöre geçişi tamamlanacak. Geçiş tamamlandığında yeni SIM kartını telefonuna takarak eski numarasını yeni operatörde kullanmaya başlayabilecek. Bu rekabet kullanıcılara, hem hizmet hem de görüşme ücretleri açısından yararlı olacak. Dünyadaki örneklerine bakıldığında pazar payı en büyük olan operatör ortalama %20 abone kaybı yaşamış. Diğer taraftan görüşme ücretleri de düşmüş. Evet bu zemin hizmet kalitesini arttırıp fiyatları düşürecek. Hep birlikte bu ortamı yaşayıp değişimi göreceğiz ve “gerçek fiyata kaliteli iletişime” kavuşabileceğiz.
40 yaşımdan sonra kendimi “yenilemek” üzere bir hevesle bu projeye başladım. Kendime güvenim ve inancım da çok yüksekti. Başlamış olduğum Bilgisayar Mühendisliği Yüksek Lisans projemi bugün başarıyla tamamladım. Sonuçlar bugün belli oldu ve 3.47 ortalama ile mezun oldum. İçim içime sığmıyor, kıpır kıpır, çocuk gibiyim, yerimde duramıyorum. Başlamış olduğum bu serüven konu itibarı ile gerçekten zordu, hem de çok zor. Arkadaşlarım bana “delirdin mi?” bu yaşta böyle bir konu seçilir mi diye garipseyerek baktılar. Şimdi düşünüyorum da, yoğun iş temposu ve aile hayatı içerisinde, hakikaten bu seçimi yapmak çok anlamlı değilmiş. Aldığım veri tabanı, yapay sinir ağları, bilgisayar organizasyonu, bilgisayar ağları, elektronik ticaret, veri madenciliği, veri yapıları ve algoritmalar, işletim sistemleri, bilgisayar mimarisi, bilişim sistemleri güvenliği, karar destek sistemleri dersleri ve bu disiplinden gelmediğim için almış olduğum lisans dersleri ile oldukça yüklü bir programın altından kalkabildim. Bu yaştan sonra Assembler öğrenmek, bilgisayar mimarisinin ayrıntılarını öğrenmek dışarıdan bakınca güzel ama bu detaya ,bu yaşlarda girmek hakikaten insanı çok zorluyormuş. Diğer taraftan bitirme tezim “Veri Madenciliği ve Biyoinformatik alanındaki uygulamalar” gibi bir konu olunca son 3 aydaki yoğunluğum daha da arttı. 1500 sayfadan fazla dokümanı incelemek zorunda kaldım. Bununla beraber ODTÜ, Boğaziçi, İTÜ, Yıldız Teknik gibi farklı üniversitelerden hocalar ile bu dersleri işlemek çok keyifliydi. Hepsinin dersi ele alışı, yaklaşımı farklıydı. Benim için iyi bir tecrübe oldu.
Evet sonunda projeyi tamamladım. Fakat yaklaşık 2 senedir televizyon izlemiyorum. Akşamlarım, hafta sonlarım yoktu. Dinlenmek, kendime zaman ayırmak mümkün olmadı. Bu süreçte canım eşim, Sibelim, bana inanılmaz destek oldu. Kendisinden ve canım kızım Zeynep’ten çalmış olduğum zamanlar için her ikisi de anlayış gösterdi. Sibel bana çalışma zemini hazırladı, zorlandığım durumlarda psikolojik destek sağladı. Eksik olmasın, o olmasaydı bu proje zamanında ve bütçesinde tamamlanmazdı. Artık bundan sonra onlara daha fazla zaman ayıracağım.
Zorlandım zorlanmasına ama ilk başta düşündüğüm gibi bu proje beni gerçekten yeniledi. Bu yaşlarda çok zor bir süreç ama cesareti olan herkese tavsiye ediyorum. Geçen sene yazmış olduğum “Yeniden Doğuş” yazısında anlatıldığı gibi yenilenmek kolay olmuyor ama başardığınız zaman hissettiğiniz mutluluk inanılmaz…
http://www.youtube.com sitesine erişimin ülkemizde yasaklanmış olduğunu hepimiz biliyoruz… Daha önce de birkaç defa yasaklandı ama sonra açıldı. Bu konuda yazmak istiyordum ama bugün, yarın yasak kalkar diye umdum. Fakat yasak hala devam ediyor. Ben şahsen katılmasam da erişimin tamamen engellenmesinin nedenleri var. Diğer taraftan, blog siteme yazmış olduğum yazıları desteklemek üzere youtube’dan aldığım birçok video vardı. Şu anda siteyi ziyaret edenler maalesef bu video’ları göremiyorlar, bazı yazılarımın altında daha önce video’nun bulunduğu boş bir alan kaldı. Youtube video bağlantılarını kaldırmadım, görüntüyü biraz bozsa da belki açılır diye muhafaza ediyorum. Ben yazdığım konuları “bilgi teknolojisi, bilişim güvenliği, proje yönetimi, iş ve yaşam” olarak kategorize ediyorum. Doğal olarak bu konulara ilişkin yazdığım yazıları youtube’dan video ekleyerek desteklemeye çalışıyordum. Fakat şimdi maalesef kullanamıyorum. Umarım en kısa zamanda bu yasak kalkar ve paylaşım artar.
Uzun zamandır yazamıyorum… Ancak fırsat bulabildim, tekrar merhabalar. Mart ayı, benim için, inanılmaz koşturmaca içinde geçti. İş değişikliği yaptım ve Mart ayının ikinci yarısında Avea’da çalışmaya başladım. Avea bünyesinde yer alan Program Yönetim Ofisinde, “Program Yöneticisi” olarak görev yapacağım. CRM (customer relationship management – müşteri ilişkileri yönetimi) projelerinin sorumluluğunu üstleniyorum.
Çevremdeki insanlar çok az bir zaman geçmesine rağmen “alışabildin mi?” gibi sorular soruyorlar. Açıkçası yabancılık çekmedim. Daha önceki şirketlerimde birlikte çalıştığım birkaç arkadaşın kurumda olması ortama uyum sağlamamda etkili oldu. Fakat en önemlisi, yeni tanıştığım insanlar beni çok sıcak karşıladılar. Sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi sıcak, açık ve rahat iletişim kurabiliyoruz. Bu durum da iş verimliliğini pozitif olarak etkiliyor. Geçtiğimiz üç gün oryantasyondaydım. Avea hakkında bütün bilgileri aldık. Artık Avea’lı oldum sayılır Böyle bir ortamın içerisinde olmaktan dolayı çok memnunum. Ben de bu ortamda tecrübemi ve edinmiş olduğum birikimleri kullanarak değer katmaya çalışacağım.
Uzun bir aradan sonra tekrar klasik gitar çalışmaya başladım. Eskileri unutmamaya çalışıyorum ama düzenli çalışmayınca maalesef kalite bozuluyor. Ben çok beğenmesem de çevremdeki insanlara küçük dinletiler verdiğimde beğeniyorlar. Zaman ayırıp çalışmak lazım. Yıllar önce çevremde klasik gitar ile uğraşan arkadaşlarım vardı ve birbirimizi tetiklerdik. Artık tek başınayız, çevrede insan kalmadı. Kendimi bu konuda tekrar disipline etmeye karar verdim ve bu durumu desteklemek üzere güzel bir parça ile tekrar çalışmaya başladım.
Seçtiğim parça, Arjantin doğumlu ve şu anda New York’ta yaşayan Jorge Morel‘in bestesi “Danza Brasilera”. Güney Amerika ritimleri ile renklenmiş müthiş bir parça. Bu ritim beni tekrar klasik gitar’ın içerisine sokacak.
Bir önceki “Bence, Mozilla Fiefox” yazıma Korhan (benim tanıdığım Korhan mı emin değilim, soyadını yazmamış…) çok faydalı bir yorum eklemiş. Kendisine teşekkür ediyorum ve yorumunda vurguladığı çözümü burada da paylaşmak istiyorum. Eğer windows altında firefox kullanılıyorsa, IE Tab eklentisini kullanarak firefox içerisinde ayrı bir Internet Explorer tab’ı açmak mümkün oluyor. Bu eklentiyi hemen inidirip yükledim ve sadece IE ile gezinebildiğim sayfalara Firefox üzerinden ulaşabildim. IE kullanmaya gerek yok Eklentiyi kurduktan sonra, IE Tab butonunu araç çubuğuna eklemeyi unutmayın. Muhteşem, ben de herkese tavsiye ediyorum. Beni bir yükten kurtardı, bundan sonra Mozilla Firefox kullanma alışkanlığım kesintiye uğramadan devam edecek, paylaşım için tekrar teşekkürler.
Kasım 2007 itibarı ile IE (internet explorer) web tarayıcılar içerisinde %77.35′lik bir pazar payına sahipmiş. IE, windows işletim sistemi ile birlikte geldiği için doğal olarak pazar payı oldukça büyük. Fakat kullanım oranı nasıldır, henüz sağlıklı bilgiye rastlamadım. 1992 yılının sonlarında Türkiye’nin ABD’ye 64Kbps bağlantı kurarak o dev internet ağına bağlanma çabalarını çok yakından izlemiştim. O sırada ODTÜ ve TÜBİTAK Enformasyon Teknojileri bölümü hem yıllık hat bağlantı ücretini bulma hem de sektördeki firmaları da konunun içerisine dahil etme çabasını gösteriyorlardı. Düzenlenen toplantılardan birisine katılmış ve ilk web tarayıcısı MOSAIC’i orada tanımıştım. Zaman içerisinde Netscape’in yükselişi ardından Microsoft’un pazarlama stratejisi ile IE’nin inanılmaz tırmanışı gündeme geldi. Netscape artık pek gündemde değil. Son birkaç yıldır da Mozilla Firefox atağa geçti. Kasım 2007 itibarı ile onun pazar payı da %16.01 görünüyor. IE 7.0′dan önce ben bir ara Opera kullandım. Özellikle aynı pencere içerisinde birden çok tab açarak kulanım kolaylığı getirdiği için tercih ediyordum.
Daha sonra Firefox’a geçtim. Firefox da birçok add-in ve plugin ile inanılmaz rahat kullanım sağlıyor. Şu anda tercihim o. Diğer taraftan IE ve Mozilla Firefox sıkı rekabet içinde. Diğer taraftan her web sitesi için Firefox kullanamadığımı gördüm Şu anda ağırlıklı Firefox olmak üzere IE7′yi de kullanıyorum. Firefox’da FTP yönetimi için FireFTP, girdiğiniz sitenin IP’sini gösteren showIP gibi muhteşem eklentiler var. Teknik detaylarını incelemedim ama sanki Firefox’un sayfayı yükleme hızı IE’den çok daha iyi. Bunlar dışında başka web tarayıcılarına da Maxthon, Wichio vb rastladım. Ama sanırım Mozilla Firefox daha uzun süre benim tarayıcım olacak.
Gün geçtikçe önemi artan bilgi güvenliği artık sadece kurumsal değil bireysel olarak da karşımıza çıkıyor. Güvenlik, genel anlamda, incelenmesi gereken bir konu… Maalesef bir insanın başına geldiği zaman önemi anlaşılıyor. Bu konuda bilincimiz de çok iyi değil. Günümüzde yaşamımızın hemen her aşamasında teknolojiyi bir şekilde kullanıyoruz. Yeni teknolojiler bizler hareket halindeyken de bize yardımcı oluyor.
Bunun en önemli göstergelerinden bir tanesi de taşınabilir bilgisayarlar. Son birkaç yıldır notebook fiyatları oldukça düştü ve satışları patladı. Bankalar da kredi kartlarının kullanımını arttırmak üzere taksit imkanları sağlayınca notebook sayısı arttı. Bu da ciddi bir güvenlik ihtiyacını ortaya çıkarttı. Ne kadar farkındayız, tartışılır. Evet, güvenlik diyince ne anlıyoruz? Bilgisayarımıza kurduğumuz, Antivirus-Antispyware-Antiphishing vs koruma yazılımları yeterli mi? Çok önemli bir başka nokta gündeme geliyor? Bütün bilgilerimizi notebook içerisinde taşıyoruz. Hem kendimize ait hem de çalıştığımız şirkete ait dosyalar, iletişim içerisinde olduğumuz kişilerin telefon numaraları, adresleri… Birçok değerli veri ve bilgi… Hatta bilgisayar özelliklerine sahip yetenekli cep telefonu-smart phone-kullanıyorsak onun da içerisinde bu bilgiler yer alabiliyor. Tehlike bir anlamda ikiye katlanıyor.
Büyük şehirlerde, otomobillerden notebook çalınması hemen her gün duyduğumuz sıradan bir olay haline geldi. Notebook içerisindeki bilgilerimiz, notebook’un fiziksel maddi değerinden çok daha önemli. Bu değerli bilgilerimizi korumak için notebook şifreleme çözümlerini kullanmakta fayda var. Peki bu konuda ne yapıyoruz? Sanırım bir şey yapmıyoruz! Benim çevremde de bir şifreleme çözümü kullanan arkadaşım yok. Vurguladığım gibi henüz arabamıza hırsız girip bagajdan notebook’umuz çalınmadı onun için herhalde… Bu konuda ücreti karşılığında satın alınabilecek çözümler ile birlikte ücretsiz açık kaynak kodlu çözümler de mevcut. Ücretli çözümleri burada listelemeyeceğim, reklama girer
Bir önceki mesajımda yurtdışında olacağım için 10 Kasım’dan sonra tekrar yazabileceğimi söylemiştim. Fakat bayram dolayısı ile birkaç satır yazmak istedim.
29 Ekim 2007 tarihinde Cumhuriyetimizin 84.yılını kutluyoruz. Ülke olarak geçirdiğimiz şu dönem, yaşanan acı olaylardan dolayı oldukça hassas ve kırılgan. Bu dönemde daha da birbirimize sarılarak tüm dünyaya birliktelik mesajı ile güçlü bir duruş sergilememiz gerekiyor. Bu cumhuriyet, büyük zorluklarla ve büyük bedeller ödenerek kuruldu. Vatanın bölünmez bütünlüğü içimize işleyerek büyüdük.
Şimdi çocuklarımızı aynı bilinçle yetiştiriyoruz. Onlar da çocuklarına aynı bilinci aşılayacaklar. Gerekirse hepimiz canımızla, kanımızla topraklarımızı savunuruz. Bu ülke toprakları bütündür ve bölünmeden bir bütün olarak kalacaktır. Cumhuriyetimize sahip çıkarak bayramımızı daha da coşkuyla kutlayacağız. Hepimize kutlu olsun.
Yüksek Lisans ikinci dönemim başladı. Bu dönem: Nesneye Yönelik Programlama Dili C++, Bilgisayar Organizasyonu, İleri Bilgisayar Ağları, Elektronik Ticaret ve Veri Madenciliği derslerini alıyorum. Geçtiğimiz hafta dersler başladı. Ocak ayının başına kadar devam edecek. C++ ve Bilgisayar Organizasyonu dersleri, lisans (1.sınıf ve 2.sınıf) dersleri… Bilgisayar Mühendisliğinde yüksek lisansı tamamlayabilmek için alttan 6 dersi tamamlamam gerekiyor. 12 tane yüksek lisans dersi ve 6 tane de lisans dersi olmak üzere toplam 18 dersi vermem gerekiyor…
Geçen dönem iki lisans dersi aldım, C ve Programlama Dilleri… Bu dönem de iki ders alıyorum. Gelecek dönem de 2 lisans dersi alacağım ve tamamlanacak. Yıllardır sektör içerisinde olduğum için ( satış, pazarlama ve iş geliştirme konularında ağırlıklı olsam da) konulara yabancı değilim. Sadece Bilgisayar Organizasyonu dersi beni zorlayacak. O derste sayısal logic devreler ve Assembler Programlama gibi konular var, o konulara uzağım
Geçen dönem ODTÜ’den adını bildiğim ama ders almadığım bir hocadan Yazılım Mühendisliği dersi almıştım. Benim için oldukça verimli bir ders olmuştu. Hatta ödev olarak Gantt Chart hazırlama algoritması yazmıştım. Bu dönem de Yıldız Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsünden hocalar var, ilk derslerine girdim. Keyifli ve verimli bir dönem geçireceğimi düşünüyorum. Hayırlısı ile Temmuz 2008′de de bu önemli yüksek lisans projesini, zamanında ve bütçesinde tamamlayacağım