You are currently browsing the İş category.
Uzun zamandır ITIL eğitimi alayım ve IT Servis Yönetimi konusunun detaylarına gireyim diye düşünüyordum. Şu sıralar üzerinde çalıştığımız Proje Yönetimi danışmanlığı işi var. O projede danışman olarak görev alacağım. İşi alabilirsek Ocak ya da Şubat gibi başlayacak ve yaklaşık 9 ay sürecek. Danışmanlığı almak isteyen firma danışmanın ITIL bilgisi olmasını istemiş.
20 yılı aşkın bir süre Bilişim sektöründe çalıştım. IT servislerinin bir şekilde içinde bulundum. ITIL, Bilgi Teknolojisi Servislerinin Yönetiminde dünyada kabul edilen ve artık bir standard haline gelmiş bir uygulama. Türkiye’de ITIL’i adam akıllı kullanan benim bildiğim 1-2 şirket var. Uygulaması oldukça zor olan bir konu…
Neyse, ben de 19-21 Aralık 2011 tarihlerinde Educore firmasından ITIL Foundation eğitimi aldım. Eğitmenimiz Erman Taşkın da bu konuda oldukça iyi bir bilgiye sahipti ve eğitimi gerçek hayattan örnekler vererek bizlere aktardı. Ben de bir eğitmenim, onun için eğitim verenleri biraz daha dikkatle izlerim. Erman Taşkın’ı beğendim.
ITIL konusu çok detaylı. Süreçler, fonksiyonlar, roller… 27 süreç, 5 fonksiyon var.
1. ITIL Service Strategy
2. ITIL Service Design
3. ITIL Service Transition
4. ITIL Service Operation
5. ITIL Continual Service Improvement
Bu 5 konunun kitabı var. Foundation, ITIL’in giriş seviyesi. Daha üst seviyeler çıkmak için daha detaylı eğitimler ve başka sınavlar var. Duyduğum kadarı ile ITIL Expert olabilmek için 15.000$ gibi bir para harcamak gerekiyormuş. Ciddi bir bedel.
Bakalım, zaman içerisinde ITIL konusunda para kazanabileceğimi görürsem üst seviyelere çıkmak için kendime yatırım yapacağım.
Posted December 21st, 2011. Add a comment
80:20 kuralını pek çoğumuz bir şekilde duymuştur. Pareto kuralı olarak da bilinir. Peki nedir bu pareto kuralı? 1848 – 1923 tarihlerinde yaşamış olan İtalyan Vilfredo Pareto, bu kuralı ortaya koymuş. Kendisinin mühendis, sosyolog, ekonomist ve filozof olduğu kayıtlarda yazıyor. Vilfredo Pareto 1906 yılında İtalya’da yaşayan insanların %20′sinin toprakların %80′inine sahip olduğunu gözlemlemiş.
Genel bir işletme kuralıdır satışların %80′i müşterilerin %20′sinden gelir. Örnekler çoğaltılabilir…
- şikayetlerin %80′i müşterilerin %20′sinden gelir
- satışlarınızın %80′i satış ekibinizde çalışanların %20′sinden gelir
- zamanımın %20′si çözümün %80′inini oluşturur
- paydaşların %20′si %80 dikkat ve özen gerektirir
Proje Yönetiminde de Pareto kuralı kullanılır. Başka bir yazıda proje yönetiminde pareto kullanımını aktarmaya çalışacağım.
Hayatımız bakarsak birçok şeyin bu kural etrafında seyrettiğini görebiliriz. Zamanımızın ve enerjimizin kullanımı 80:20 kuralı ile harcanıyor. Hayatımızı pareto kuralı çerçevesinde incelediğimizde hangi işe ne kadar zaman ayırdım ve ne elde ettim? Bu şekilde bakarsak belki işlerimizi önceliklendirmede yardımcı olur.

Geçen yıl Anadolu Üniversitesi Endüstri Mühendisliği kulübü, IV.MÜYAK (Mühendislik Yönetimi Akademisi)etkinliğine beni konuşmacı olarak davet etmişlerdi. Geçen yıl yaptığım sunum dikkatlerini ve ilgilerini çekmiş, bu sene 5.etkinliklerine tekrar davet ettiler. Bugün, 25 Aralık 2010, Eskişehir’e gidip öğrencilere tekrar bir konuşma yaptım.
2009′da yaptığım sunum uzun sürmüştü. Bu sene katılımcı sayısı da oldukça fazlaydı. Bugünkü sunumumu 45 dakikaya sığdırmaya çalıştım. Proje Yönetimi konusunda bilgi aktardım ve bu mesleğe yönelmeleri için dinleyici öğrencileri teşvik etmeye çalıştım. CAPM (Certified Associate in Project Management) sertifikasını almalarını önerdim. Geçen yıl da aynı vurguları yapmıştım. PMI Türkiye’den bahsettim ve web sayfasının linkini www.pmi-tr.org paylaştım. İş yaşamına başlayacaklar ve proje yönetimi konusunu öğrendikleri takdirde kariyerlerinde hızla ilerleyebilecekler. Çevremdeki gençleri bu sertifikayı almaları için yüreklendiriyorum. İletişim bilgilerimi paylaştım ve bu konuda isteyen herkese elimden geldiğince destek olacağımı da söyledim. CAPM sertifikası almak isteyenleri bekliyorum, destek vereceğim.

Posted December 25th, 2010. 3 comments
20 ekim tarihi dünya istatistik günü olarak kutlanıyor. 20 Ekim 2010 tarihi bu kutlamanın ilk tarihi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 64/267 sayılı kararnamesi ile, 20 Ekim 2010 tarihinin “Resmi İstatistiklerdeki Başarıların Kutlanması” ana teması altında ve hizmet, doğruluk ve profesyonellik ana ilkeleri göz önüne alınarak “Dünya İstatistik Günü” olarak kutlanması kararlaştırılmıştır. Üye ülkelerin yanı sıra, Birleşmiş Milletlere bağlı alt kuruluşlar, diğer uluslararası ve bölgesel kuruluşlar ile sivil toplum örgütlerinin de söz konusu kutlamaya katılımı teşvik edilmektedir.
Ben de lisans eğitimini İstatistik üzerine yapmış ve bu konunun önemini bilen bir kişi olarak dünya istatistik gününü kutluyorum. Bizde bu konuya yeterince önem verilmediğini düşünüyorum ama zamanla bu bilinç artacaktır, buna inanıyorum. Daha önce yazmış olduğum bir yazıda, “Matematik yerine İstatistik”, Prof Dr. Arthur Benjamin’in vurguladığı ve benim de aynı fikirde olduğum yaşayan insanların istatistik bilmesi, olaylara istatistiki olarak yaklaşması hayatımızı kolaylaştıracaktır.
Bilinirliğin artması adına ülkemizde de istatistik konusunda etkinliklerin çoğalmasını bekliyorum.

Posted October 20th, 2010. Add a comment

ISACA (Information Systems Audit and Control Association), 13 Ocak 2010 tarihinde yeni bir sertifikanın duyurusunu yaptı. Bu yeni sertifikanın adı, CRISC ( Certified in Risk and Information Systems Control). Bu sertifika “see risk” diye telaffuz edilecekmiş. Risk tanımlama,risk değerlendirme, risk yanıtlama, risk izleme, Bilgi Sistemleri tasarımı ve kontrolü gibi konularda tecrübesi olan IT profesyonelleri için bu sertifika tasarlanmış.
Bu sertifikayı alabilmek için de ilk önce sınavını geçmek gerekiyor. CRISC sınavı da CISA, CISM, CGEIT gibi yılda iki defa yapılacakmış. Sınavların 2011 yılında başlayacağını belirtmiş ISACA. Bu sertifikaların sınavları Aralık ve Haziran aylarında yapılıyor ve sadece bir tanesi için sınava girilebiliyor. CRISC alabilmek için sınav sonrasında 10 yıl içinde kazanılmış, risk konusuna spesifik 3 yıllık çalışma tecrübesini ISACA’ya göstermek gerekiyormuş.
Bununla beraber diğer sertifikalara sahip olanlar için “grandfathering” programı 2010 Nisan ayında açılacakmış. Bu program sayesinde CISA, CISM ve CGEIT sertifikasına sahip olanlar sınava girmeden bu sertifikayı alabilecekler.
ISACA sertifikalarının tarihçesine ve sertifika adetlerine bakarsak,
CISA (Certified Information Systems Auditor) 1978 yılında başlamış ve şu anda 70.000′den fazla sertifikalı
CISM (Certified Information Security Manager) 2002 yılında başlamış ve şu anda 12.000′den fazla sertifikalı
CGEIT (Certified in the Governance of Enterprise IT) 2006 yılında başlamış ve şu anda 4.000′den fazla sertifikalı
olduğunu görüyoruz. Her yeni sertifikada olduğu gibi CRISC sertifikası da zaman içerisinde kabul görecek ve sertifikalı sayısı artacaktır. Bakalım Türkiye’den kaç kişi bu yeni sertifikaya ilgi gösterecek?
CRISC sertifikası ile ilgili ayrıntılı bilgiye http://www.isaca.org/crisc adresinden ulaşabilirsiniz.

Posted January 23rd, 2010. 1 comment
Anadolu Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü öğrencilerinin Endüstri Mühendisliği kulübü bulunuyor. Kulüp her sene bir etkinlik düzenliyor ve diğer üniversitelerde okuyan öğrencileri de davet ediyor.Bu etkinlikleri MÜYAK (Mühendislik Yönetimi Akademisi) adı altında gerçekleştiriyorlar. Bu sene yaptıkları ‘İş’te Yönetim İş’te Fark’ temalı IV.MÜYAK etkinliğine beni de konuşmacı olarak davet ettiler.
26.12.2009 cumartesi günü öğleden sonra, o günün son konuşmacısı olarak öğrencilerle “Proje Yönetimi Kavramları” konusunda çok verimli 2.5 saat geçirdik. Sunumlarımı olabildiğince interaktif yapmayı tercih ediyorum. Öğleden sonra 15:20 gibi sunuma başladım. Programa göre 1 saat sürem vardı ama 2.5 saat sürdü. Bu saatler katılımcıların artık yorulduğu, zor saatler. Katılımcıların yorulduğu saatler olmasına rağmen yaklaşık 300 kişinin katıldığı güzel bir sunum oldu. Etkinliği organize eden Mühendislik Kulübü yönetim kurulu üyeleri çok güzel ağırladılar. Benimle 2 ay önce iletişim kuran Endüstri Mühendisliği Kulübü yönetim kurulu üyesi Taner Erinmez, elinden geldiğince her konuda destek oldu.
Sunumuma katılanları, proje yönetimi mesleğini seçmeleri için yönlendirdim. PMBOK 4 Türkçe kitabından bahsettim ve Türk Telekom tarafından üniversitelere ücretsiz dağıtılacağı bilgisini verdim. CAPM sertifikasını mezun olduklarında alabileceklerini söyleyerek tavsiyede bulundum. Sunumumu bitirdikten birkaç saat sonra bazı katılımcılar e-posta ile ekstra bilgi istediler ki bu da beni çok memnun etti. İş hayatına hazırlanan bu öğrencilerden bir kısmı, yönlendirmem sonucunda inanıyorum ki bu mesleği seçecekler.
2 sene önce Bilkent Üniversitesi’nde de proje yönetimi konusunda bir seminer vermiştim ve o da çok keyifli geçmişti. Bundan sonra da proje yönetimi konusunda bir şeyler paylaşmak üzere üniversitelerdeki etkinliklere, zamanım uygun olduğu ölçüde, katılmak istiyorum. Proje Yönetimi mesleğini olabildiğince çok kişiye, özellikle de öğrencilere anlatmaya devam edeceğim.

Posted December 27th, 2009. 2 comments
Yürütülmekte olan projelerde değişiklik yönetimi önemli bir konu. Hatta en önemli ve dikkatle yönetilmesi gereken bir konu diyebiliriz. Projelerin doğası gereği değişiklik istekleri mutlaka karşımıza çıkıyor. Bu istekler farklı katılımcılardan, proje paydaşlarından, gelebiliyor. Kurumsal, büyük bir firmayı ele alalım. Satış, Pazarlama, Müşteri Hizmetleri bölümlerinden ihtiyaçlarına yönelik olarak diyelimki teknoloji grubuna proje ihtiyaçları geliyor. Teknoloji grubu içinde talep yönetimi departmanı da olsun. Gelen talepleri inceleyip iş analizini yaparak projeyi başlatıyorlar. Bu bahsettiğim organizayon yapısı matris bir organizayon olsun. Talep Yönetimini üstlenen departman aynı zamanda proje yönetimini de üstlensin. Teknoloji dışındaki gruplardan gelen iş istekleri yapılan iş analizi sonucunda projeye dönüşüyor. Bir proje yöneticisi atanıyor. Projeler ya iç kaynak kullanılarak yapılıyor ya da dışarıdan konunun uzmanı başka bir firmaya yaptırılıyor. Her iki durumda da proje yönetimi gerekli.
Projenin dışarıdan bir firmanın desteği ile yapıldığını düşünelim. Proje başlıyor, proje planı hazır, ön kapsam hazır. Proje başlıyor, ilk önce analiz aşaması ve kapsam belirleniyor. Sonra tasarım aşamasında istenilen iş detaylandırılıyor. İstekler nasıl karşılanılacak, ayrıntılı bir çalışma sonucunda dokümante ediliyor. Sonra tasarıma göre geliştirme yapılacak ve sonrasında test’ler yapılıp proje hayata geçecek. Kapsam belirlendikten sonra projeyi hangi bölümün ihtiyacı için yaptıysanız o bölümden “şunu da ekleyelim”, “bu da olursa işimiz kolaylaşır” vs gibi istekler gelmeye başlıyor. Bu istekler projenin kapsamını değiştiriyor, süresini uzatabiliyor ve ilave maliyet olarak yansıyabiliyor. Bu değişiklik istekleri kurum tarafından oluşturulmuş “değişiklik denetleme kurulu” (CCB: change control board) tarafından inceleniyor ve gerçekten faydalı ise kurul tarafından kabul ediliyor veya reddediliyor. Kurulun kararına göre değişiklik istekleri işleme konuluyor. Proje Yöneticisi’nin bir noktada kapsamı dondurması önemli. İsteklerin ardı arkası kesilmeyebiliyor. Bu standard bir süreç ve her projenin içerisinde doğal olarak karşımıza çıkıyor. PMBOK’da “integrated change control” sürecinde de bu konu detaylı olarak ele alınır.
Fakat bu değişiklik istekleri sadece kurumunuz içerisindeki iş talebini yapan gruptan gelmeyebiliyor. Projede istenilen işi başka bir firmaya yaptırıyorsanız değişiklik isteği bu firmadan kaynaklanabiliyor. Nasıl? Kurum içerisindeki bir grubun ihtiyacını karşılamaya yönelik bir proje ortaya çıktı ve işi uzman başka bir firmaya yaptıracaksınız. Şimdi bu noktada “rol ve sorumluluklar” çok iyi belirlenmesi gerekiyor. Yapılacak projede kurumun hangi noktada ne sorumluluğu olacak, işi yaptırdığınız firmanın sorumlulukları ne olacak? Kapsam çok net olarak tanımlanmalı. İstediklerinizi, işi yapan firma bu kapsam içinde değil bu yeni bir istek diyebiliyor. Bunlar net olarak ortaya konulmadığı takdirde projenin bir noktasında işi yaptırdığınız firma karşınıza ben şunları yaptım fakat kurum olarak siz geciktiniz diyebiliyor. Gecikmenizden dolayı ben şu kadar kişiyi ekstra çalıştırdım bu bizim için değişiklik diyerek karşınıza ilave maliyet ile çıkabiliyor. Projenin her safhasının, her bir kilometre taşının, her aktivitenin tarihini baştan belirleyip iletişim zeminini hazırlamakta fayda var. Bu konu gerçekten uzun, sayfalarca yazı yazılabilir.
Burada bahsettiğim konu ile yüz yüze olan birçok kişi var. Bu durumu yönetmek için projenin başından kapsamı, işi yapan ve yaptıranın rol ve sorumlulukları net bir şekilde ortaya koyulmalı, iyi bir çalışma yapılmalı ve iletişim sözlü değil mutlaka yazılı olmalı.
Bu yazıyı kaleme almamın sebebi bugün yaşadığım abartılı bir durum. Vurguladığım gibi bu konu çok dikkatli bir şekilde yönetilmeli.
12 Ağustos 2010 tarihinde bu konuda bir yazı daha yazdım. Okumak için “Proje Değişiklik Yönetimi Süreci” linkini kullanabilirsiniz.
Posted January 15th, 2009. 2 comments
CAPM sertifikası, PMP’nin tersine proje yönetmiş olan kişileri değil, projelere katkıda bulunmuş, proje ekibinde çalışmış insanları hedefliyor. Türkiye’de sanırım, bugün itibarı ile, 350 adet PMP var. Fakat CAPM sertifikasına sahip olan hiç kimseyi duymadım. Konuştuğum, karşılaştığım insanlar PMP sertifikasına odaklanıyorlar. Bir sertifikaya sahip olmak üzere başvurunuzu yaparken ön koşul olarak o konuya ilişkin yetkinliğinizi, tecrübenizi göstermeniz gerekiyor. PMP sertifikası başvuru ön koşulları ile CAPM sertifikasınınki farklı. CAPM sertifikası için;
- Lise diploması
- 1500 saat proje tecrübesi (proje ekibi üyesi olarak hangi çalışmalar yapılmış? PMP’deki gibi proje yönetmiş olmak gerekmiyor)
- veya 1500 saat tecrübe yerine 23 saat proje yönetimi eğitimi. Burda vurgulanan 45 dakikalık bir eğitim saati değil, 60 dakika…
PMI’ya göstermek gerekiyor. Bu ön koşulu sağlayıp sınav ücretini (PMI üyelerine 225US$, üye olmayanlara 300US$) ödedikten sonra eğer PMI tarafından denetime (audit) alınmazsanız (PMI başvurular içerisinden bazı adayları denetlemek üzere rastgele seçebiliyor) hemen sınav için gün alabiliyorsunuz. Eğer bir aday denetime takılırsa PMI denetim sürecinde diploma fotokopisi, alınan eğitimin sertifikası ve başvuruda belirttiğiniz projelerde birlikte çalıştığınız yönetici tarafından imzalanmış tecrübe dokümanlarını istiyor. İnceleme tamamlanınca aday sınava girebiliyor. Sınav, 3 saat, test usülü, 4 seçenekli 150 sorudan oluşuyor. Bu 150 sorunun 15 tanesi değerlendirmeye alınmıyor. Sınavı geçmek için 135 sorudan en az 88 tanesinin doğru olması gerekiyor. Yani %65 başarı göstermek gerekiyor. Sınava hazırlanmak için de PMBOK (Project Management Body of Knowledge) temel kitap. Sertifikanın geçerliliği 5 yıl. Eğer CAPM sertifikasını yenilemek isterseniz tekrar sınava girmek gerekiyor. CAPM konusunda ayrıntılı bilgi almak isterseniz, CAPM Credential
Ülkemizde CAPM sertifikasına sahip kişilere de ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Proje Yönetimi konusuna ilgi gösteren, bu konuda yeni çalışmaya başlamış olan kişiler bu sertifikaya yönelebilirler. Geçen yıl Bilkent Üniversitesinde verdiğim seminer sırasında da öğrencilere PMI’nın bu sertifikasından bahsetmiştim. Onlar da konu ile çok ilgilendiler ama ilk defa duymuşlardı, herhalde etraflarında da bu konu hakkında konuşan insan olmadığı için peşinde koşan olmadı. Ben çevremde bu sertifikanın tanıtımını yapıyorum, benim gibi bu konunun içerisinde olan profesyoneller de destek verirlerse “Türkiye’de kaç tane CAPM var?” sorularını duymaya ve konuşmaya başlarız. Bir kültürün oluşması gerçekten çok zor ama bireysel de olsa çaba sarf etmek gerektiğini düşünüyorum. Proje Yönetimi kültürünün oluşması ve yaygınlaşması için büyük bir kurumumuz şu anda öncülük ediyor. Beni de bu projeye davet ettiler, ben de belli bir kısımına destek olmaya başladım. Henüz somut bir şeyler olmadığı için burada paylaşmıyorum ama ortaya bir şeyler çıkmaya başlayınca paylaşacağım. Umuyorum Türkiye, kendi proje yönetimi metodolojisini oluşturmak üzere çok geçmeden çalışmalara başlar.
Posted December 14th, 2008. 3 comments
Yazının başlığını Tissot olarak belirledim. Nedenini kısaca açıklamaya çalışacağım. 15 Eylül ile 18 Ekim arasında çalıştığım şirketteki 15 arkadaşa PMP hazırlık eğitimi verdim. Daha önce de proje yönetimi kavramları ve PMP hazırlık eğitimleri vermiştim. O eğitimlere bu konuya ilgi duyan ve kendini geliştirmek isteyenler katılıyordu. Katılımcıların hemen hepsi PMP olmak istediklerini bir şekilde vurguluyorlardı. Katılımcılar içerisinden belki bir kişi PMP olabiliyordu. Bunun nedeni insanların hevesle başladıkları süreci eğitim bittikten sonra devam ettirmemesiydi. Eğitimi tamamlayan bir kişi sıcağı sıcağına çalışmalarına devam edip sınava konsantre olduğu takdirde başarıya ulaşabiliyor. Eğitimi aldıktan sonra bir süre geçince doğal olarak bir kopukluk oluyor ve her şeye yeniden başlamak gerekiyor ki bu da kolay olmuyor.
Şirketimde verdiğim eğitim daha öncekilerden farklıydı. Eğitimi alan arkadaşlarım Proje Yöneticisi görevini sürdüren profesyonel katılımcılardı. Eğitim süresince çok güzel sorular sorarak müthiş bir katılım sağladılar. Hepsi PMP olmak üzere kendilerini konulara ve kavramlara odakladılar. Yaptığım sınavlara konsantre oldular. Benim için de keyifli ve verimli bir deneyim oldu. Program Yöneticisi olarak bu eğitimi şirkette vermemdeki amaç hem PMP sayısını arttırmak hem de proje yönetimi kültürünün yaygınlaşmasını desteklemekti.
Peki neden bu yazıma “Tissot” başlığını verdim? Geçtiğimiz Cuma günü bu arkadaşlarımla bir deneme sınavı yapmak için sözleştik. Ben elimde soru kağıtları ile toplantı odasına gittiğim zaman arkadaşlarım bana küçük bir törenle almış oldukları hediyeyi verdiler. O hediye, çok şık Tissot marka bir kol saatiydi. Şimdiye kadar bu şekilde hediye almamıştım. Şaşırdım, sevindim ve kendimi çok iyi hissettim. Diğer taraftan içlerinde benim kol saatlerine olan özel ilgimi bilen yoktu. Eşim bilir, beni yakından tanıyanlar bilir ama bu konuda çevremde pek konuşmam. Bu açıdan da benim için çok özel bir hediye oldu.
Onlarla paylaştığım bilgilerden memnun kalmış olduklarını söylemişlerdi ki bu da beni çok mutlu etmişti. Üzerine memnuniyetlerini bir hediye ile somutlaştırarak tekrar ifade ettiler. Tissot kol saatini özenle kullanacağım.
Bu arkadaşlarım çalışmalarına devam ediyorlar, zaman zaman gelip bana sorular soruyorlar, ben destek vermeye devam ediyorum. Onları 2-3 ay içerisinde PMP olarak göreceğim ve bundan gurur duyuyorum.
Posted October 27th, 2008. Add a comment

http://www.youtube.com sitesine erişimin ülkemizde yasaklanmış olduğunu hepimiz biliyoruz… Daha önce de birkaç defa yasaklandı ama sonra açıldı. Bu konuda yazmak istiyordum ama bugün, yarın yasak kalkar diye umdum. Fakat yasak hala devam ediyor. Ben şahsen katılmasam da erişimin tamamen engellenmesinin nedenleri var. Diğer taraftan, blog siteme yazmış olduğum yazıları desteklemek üzere youtube’dan aldığım birçok video vardı. Şu anda siteyi ziyaret edenler maalesef bu video’ları göremiyorlar, bazı yazılarımın altında daha önce video’nun bulunduğu boş bir alan kaldı. Youtube video bağlantılarını kaldırmadım, görüntüyü biraz bozsa da belki açılır diye muhafaza ediyorum. Ben yazdığım konuları “bilgi teknolojisi, bilişim güvenliği, proje yönetimi, iş ve yaşam” olarak kategorize ediyorum. Doğal olarak bu konulara ilişkin yazdığım yazıları youtube’dan video ekleyerek desteklemeye çalışıyordum. Fakat şimdi maalesef kullanamıyorum. Umarım en kısa zamanda bu yasak kalkar ve paylaşım artar.