Algın Erozan

Projem başarıyla tamamlandı :-)

40 yaşımdan sonra kendimi “yenilemek” üzere bir hevesle bu projeye başladım. Kendime güvenim ve inancım da çok yüksekti. Başlamış olduğum Bilgisayar Mühendisliği Yüksek Lisans projemi bugün başarıyla tamamladım. Sonuçlar bugün belli oldu ve 3.47 ortalama ile mezun oldum. İçim içime sığmıyor, kıpır kıpır, çocuk gibiyim, yerimde duramıyorum. Başlamış olduğum bu serüven konu itibarı ile gerçekten zordu, hem de çok zor. Arkadaşlarım bana “delirdin mi?” bu yaşta böyle bir konu seçilir mi diye garipseyerek baktılar. Şimdi düşünüyorum da, yoğun iş temposu ve aile hayatı içerisinde, hakikaten bu seçimi yapmak çok anlamlı değilmiş. Aldığım veri tabanı, yapay sinir ağları, bilgisayar organizasyonu, bilgisayar ağları, elektronik ticaret, veri madenciliği, veri yapıları ve algoritmalar, işletim sistemleri, bilgisayar mimarisi, bilişim sistemleri güvenliği, karar destek sistemleri dersleri ve bu disiplinden gelmediğim için almış olduğum lisans dersleri ile oldukça yüklü bir programın altından kalkabildim. Bu yaştan sonra Assembler öğrenmek, bilgisayar mimarisinin ayrıntılarını öğrenmek dışarıdan bakınca güzel ama bu detaya ,bu yaşlarda girmek hakikaten insanı çok zorluyormuş.  Diğer taraftan bitirme tezim “Veri Madenciliği ve Biyoinformatik alanındaki uygulamalar” gibi bir konu olunca son 3 aydaki yoğunluğum daha da arttı. 1500 sayfadan fazla dokümanı incelemek zorunda kaldım. Bununla beraber ODTÜ, Boğaziçi, İTÜ, Yıldız Teknik gibi farklı üniversitelerden hocalar ile bu dersleri işlemek çok keyifliydi. Hepsinin dersi ele alışı, yaklaşımı farklıydı. Benim için iyi bir tecrübe oldu.

Evet sonunda projeyi tamamladım. Fakat yaklaşık 2 senedir televizyon izlemiyorum. Akşamlarım, hafta sonlarım yoktu. Dinlenmek, kendime zaman ayırmak mümkün olmadı. Bu süreçte canım eşim, Sibelim, bana inanılmaz destek oldu. Kendisinden ve canım kızım Zeynep’ten çalmış olduğum zamanlar için her ikisi de anlayış gösterdi. Sibel bana çalışma zemini hazırladı, zorlandığım durumlarda psikolojik destek sağladı. Eksik olmasın, o olmasaydı bu proje zamanında ve bütçesinde tamamlanmazdı. Artık bundan sonra onlara daha fazla zaman ayıracağım.

Zorlandım zorlanmasına ama ilk başta düşündüğüm gibi bu proje beni gerçekten yeniledi. Bu yaşlarda çok zor bir süreç ama cesareti olan herkese tavsiye ediyorum. Geçen sene yazmış olduğum “Yeniden Doğuş” yazısında anlatıldığı gibi yenilenmek kolay olmuyor ama başardığınız zaman hissettiğiniz mutluluk inanılmaz…

2 comments

Yeniden doğuş

Birkaç hafta önce kişisel adresime kardeşimden bir e-posta geldi. National Geographic’den alıntı olduğu belirtilen, birkaç yeri dolaşmış, yönlendirilmiş bir mesaj. Yazı bu yolculuğunda ne kadar şekil değiştirdi bilmiyorum Okuyunca çok etkilendim blog’umu takip edenler ile de paylaşmak istiyorum. Kartal kuş türleri içerisinde en uzun yaşayan canlıymış. 70 yıla kadar yaşayanları varmış. Gerçekten uzun süre. Fakat kartal 40 yaşına geldiğinde pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelirmiş.

Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır, kanatlar yaşlanır ve ağırlaşır, tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır, artık uçması da iyice zorlaşırmış. Bu noktada kartal bir seçim yapmak zorunda kalıyormuş. Ya ölümü seçecek, ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecek! Eğer yeniden doğuşu seçerse 150 gün süren çok acılı bir sürecin içine girmek durumunda kalıyormuş. Bu yönde karar verirse: kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalırmış. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşamı başlatan meşhur yeniden doğuşunu yapmaya hazır duruma geliyormuş.

İnanılmaz değil mi?

3 comments